Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Hacettepe Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü

19. yüzyıl Osmanlı mimarlığında neo - gotik üslup

Neo - gothic style in 19th century Ottoman architecture

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 63883 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Bu çalışma, 19. Yüzyıl Osmanlı Mimarlığında Neo-gotik Üslub'u kapsamaktadır. Neo-gotik, 19. Yüzyılda başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde romantizm, tarihçilik ve milliyetçilik akımlarına bağlı olarak, Ortaçağ Gotik Sanatı'nın yeniden canlandırılmasıyla meydana gelmiş bir üsluptur. Üslup, emperyalizme bağlı olarak aynı yüzyıl içerisinde Amerika, Asya ve Avusturalya kıtalarına da yayılmış ve her ülkede farklı bir gelişme göstermiştir. Bu ülkelerden biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nda üslup, Abdülmecid (1839-1861), Abdülaziz (1861-1876) ve II. Abdülhamid (1876- 1909) dönemlerini kapsayan süreç içinde görülmüştür. Neo-gotik üslupta dört kilise, sekiz cami, bir saray ve bir konut yapısı olmak üzere toplam ondört yapı vardır. Bu yapılardan Kırım Kilisesi (1858- 98), Surp Boğos Ermeni Katolik Kilisesi (1885) ve Saİnt Antoine Kilisesi (1906-1912) plan, cephe ve iç tasarım olarak tamamiyle Neo-gotik Üslup'ta iken diğerlerinde sadece öğe olarak kullanılmıştır. Aya Triada Rum Kilisesi (1880)'nin batı cephesinde ikinci katta yer alan yuvarlak kemerli pencerelerin dolgu motifleri; Küçük Mecidiye (1848), Sadabad (1862) ve Hacı Küçük (1872) Camilerinin minare şerefelerindeki kemer biçimlemeleri; Aksaray Valide (1869-71) ve Yıldız Hamidiye (1885/86) Camilerinin cephelerinde yer alan sivri kemerli pencereler ve bu pencerelerin dolgu motifleri; Zühdi Paşa (1885/86) ve Osman Reis (1903/04) Camilerinin sivri kemerli pencereleri; Hoca Paşa Camisinin (1863) minberindeki üç dilimli kemer; Çırağan Sarayı'nın yuvarlak kemerli veII dikdörtgen biçimli pencerelerinin dolgu motifleri ile Şişli Kaymakamlık Binası (?)'nın ikiz sivri kemerli pencereleri Neo-gotik Üslup'tadır. Osmanlı Neo-gotik Üslub'u görüldüğü üzere varlığını çok çeşitli yapı türlerinde göstermektedir. Fakat yukarıda isimlerini verdiğimiz üç kiliseyi düşünmezsek, Osmanlı Neo-gotik Üslub'un cephelerin tasarımında kullanılan dekoratif amaçlı bir üslup olduğunu söyleyebiliriz. Kullanılan bu formlar köken olarak Avrupa olmasına karşın, Osmanlı yapılarında uygulanırken Osmanlılaştırılılarak kullanılmıştır.

Summary:

Thisis investigates Neo-gothic Style in 19th. century Ottoman Architecture. Neo-gothic was a movement to revive the Gothic Style of the Middle Ages, a movement, in many countries particularly in England, that was driven by Romanticism, Historicism and Nationalism. This movement, thanks to the Imperialist tendencies of the 19th, reached America, Asia and Australia. However, the style exhibeted different progress almost in each country. In the Ottoman Empire, the style prevailed in the reigns of Abdülmecid (1839-1861), Abdülaziz (1861-1876) and Abdülhamid II (1876-1909). Composed in this style are there four churches, eight mosques, one palace and one house building in Istanbul. Among these buildings, the Kırım Church (1858-68), Surp Boğos Armenian Catholic Church (1885), and the San Antoine Church (1906-1912), in respect of plan, facade and interior design, can be indentiful as pure Neo-gothic. However, it is the remaining buildings, the style appears to have been applied only in decorative details. The traceries of the windows with round arches on the second row of the west flank of the Aya Triada Greek Church (1880); the types of the arches on the balconies of the minarets of the Küçük Mecidiye Mosque (1848), the Sadabad Mosque (1862) and the Hacı Küçük Mosque (1872); the windows with pointed arches, as well as the traceries of those windows with pointed arches of the Zühdi Paşa Mosques (1885/86) and Osman Reis Mosques (1903-04), the trefoil arches in the minbar of the Hoca Pasha Mosque (1863); the traceries of the windows with round arches, and of theIV rectangular windows of the Çırağan Palace; and finally the twin windows with pointed arches of the House of Mayor of Şişli are apparently in the Neo- gothic style. We have seen that the range of the building types to which the Ottomans attempted to apply this style is quite wide. Besides the three churches mentioned above, we can say that "Ottoman Neo-gothic" was a decorative style that was applied mainly in facade design. Although the Neo- gothic elements used are European in origin, the way in which they have been used reflects a successful assimilation and Ottomanization of these forms.