Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Ankara Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü

20. yüzyılın ikinci yarısında insan yerleşimleri politikalarına bir yaklaşım

Approache to human sttlements policies in the second half of the 20th century

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 137515 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

ÖZET Sanayi Devrimi ile birlikte insan yerleşimleri olgusu ve kentleşme süreçleri özellikle toplumsal ve siyasal gelişmeleri belirleyen önemli bir etkendir. İnsan yerleşimleri 20. Yüzyılın başından bu yana hızla değişmiş ve birçok incelemeye konu olmuştur. Bu noktada, 20. Yüzyılın ikinci yarısında yaşanan değişimler ve gelişmeler, insan yerleşimleri olgusunun bir sorun haline gelmesi bu çalışmanın konusudur. Buradan hareketle, çalışmada insan yerleşimleri politikaları bağlamında kent tarihi ve kent yönetiminin gelişimi, toplum-mekân ilişkileri, kentleşme sürecinde yaşanan değişimler, kentsel yaşam kalitesi, konut hakkı, ekolojik planlama ve sürdürülebilirlik gibi kavramlar ya da yaşanabilir insan yerleşimleri için gerekli araçlar incelenmiştir. İnsan yerleşimleri konusunu analiz eden ve soruna çözümler bulmaya çalışan yaklaşımlar, yeni liberal, sosyalist ve ekolojik düşünceler değerlendirilmiştir. Ayrıca, Habitat 11 İstanbul Konferansı ile birlikte güncellik ve önem kazanan insan yerleşimleri politikalarında yeni arayışların neler olabileceği araştırılmıştır. 1900'lü yılların başından buyana, örneğin Ebenezer Howard gibi düşünürlerce, insan yerleşimleri konusu incelenmeye başlanmıştır. İnsan yerleşimleri politikaları, insanı ve yaşadığı çevreyi tanımlayan, toplumsal, ekonomik ve siyasal boyutları ile birçok değişimi şekillendiren bir olgudur. Bu bağlamda, insan yerleşimlerinden kaynaklı sorunlar (barınma, altyapı, nüfus yoğunluğu, çeşitli çevre sorunları gibi) yaşadığımız yüzyılın önemli sorun alanlarından biri olmuştur. 20. Yüzyılın bu önemli sorunu halen çözüme kavuşturulamamıştır. Dünyanın birçok bölgesinde milyonlarca insan barınma, açlık, zorunlu göç, işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların çıkışı ve halen sürmesi insan yerleşimlerini inceleyen yeni politikalar oluşturmaya çalışan araştırma ve bu bağlamda ideolojik yaklaşımlara esin kaynağı olmuştur. Toplumsal ve siyasal gelişmelerin odağında yer alan insan yerleşimleri olgusu, liberal, sosyalist, yeni liberal düşünceler tarafından sürekli irdelenen bir konu olmuştur. İnsan yerleşimleri ve kentleşme konusu birçok düşünsel yaklaşım ve uluslararası girişime rağmen halen çözüme kavuşmamıştır. İnsan yerleşimleri ve bu alana ilişkin sorunlar üzerine, yeni politikalar, yeni çözümlemeler ve arayışlar son dönemde öne çıkmıştır. Küreselleşme ideolojisinin kentleşme alanındaki sonuçları olarak görülebilecek yeni politikalar ve yeni arayışlar, kent ve mekân ilişkilerini sermaye birikimi ve sınıf oluşum süreçleri ile açıklayan yaklaşımlardan bir kopuş ve ideolojik bir kırılma olarak görülebilir. Postmodernizmin, kentleşme alanındaki ideolojik tartışmalara yansıması, bu anlamda üretim ve yeniden üretim ilişkilerinin incelenmesi 20. Yüzyılın ikinci yarısına dair insan-mekan politikalarını da etkilemiştir. 20. Yüzyılın son çeyreği, uluslararası ortamda bir dizi gelişmeyi ve ortak çalışma alanlarını gündeme getirmiştir. Bu bağlamda, insan yerleşimleri politikalarının uluslararası alandaki yansımaları ve bunların kentleşme süreçlerine etkisi; kapitalizmin değişik uygulama örneklerinde, değişik sonuçlara yol açmıştır. Çalışma bu sorulara verdiği yanıtlar ile, küreselleşmeci ideolojinin kentsel mekâna ilişkin politikalarını da sorgulamaya ve yeni bin yılda, toplumcu arayışları tartışmaya çalışmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada insan yerleşimleri politikalarının ideolojik çözümlenmesi ile birlikte toplum-mekân ilişkilerini irdelemek, Habitat II İstanbul Konferansı (3-14 Haziran 1996)'ndan hareketle 2000li yıllarda yerleşme politikalarına ve bu alanda yaşanan sorunlara bir çözüm önerisi ve bir katkı amaçlanmaktadır. 147

Summary:

SUMMARY Human settlements phenomenon and urbanization processes along with the Industrial Revolution are among the important factors that determine the social and political developments. From the beginning of the 20th century until today, the human settlements have undergone rapid changes, and thus they have been the subject of numerous researches. The changes and developments, as well as the transformation of human settlements phenomenon into a problem in the second half of the 20tb century constituted the subject of this study. Taking these as the point of departure, besides the concepts such as urban history and the development of urban management, society-space relationships, the transformations experienced through urbanization processes, urban life quality, right to housing, ecological planning and sustainability; the tools for proper human settlements were probed The approaches, neo-liberal, socialist and ecological theories that analyse the human settlements phenomenon and search solutions to the problem; were evaluated In addition, new searches in the field of human settlement policies that gained currency and importance with the UN Habitat II Conference in Istanbul were investigated From the beginning of the 1900s, the human settlements started to be probed by the thinkers such as Ebenezer Howard The human settlements policies are the phenomenon that define human and its environment, and shape many changes with social, economic and political dimensions. In this context, the problems originated from human settlements (such as housing, infrastructure, population density, various environmental problems) are among the important challenging fields of our century. This most important challenge of the 20th century has not been solved yet In many regions of the world, millions of people suffer from lack of proper housing, starvation, forced immigration, and unemployment The emergence and continuation of these problems have continuously inspired the studies and ideological approaches about human settlements. The human settlements phenomenon, which is at the focal point of social and political developments, is a question that has been incessantly investigated by the liberal, neo- liberal and socialist ideologies. In spite of many intellectual approaches and international attempts, human settlements and urbanisation problems have not been solved yet Recently, there have emerged a variety of new policies, new analyses and searches on human settlements and on the problems of this field The new policies and new searches, which appear to be the results of globalisation ideology in the field of urbanisation, can also be seen as a break off from the approaches that define urban and space relationships by means of accumulation of capital and class formation processes, and an ideological breaking as well. The reflection of postmodernism on the ideological discussions about urbanisation, and the studies on relations of production and reproduction also affected the human-space policies in the second half of the 20th century. The last quarter of the 20th century brought a series of developments and common working areas into the agenda. In this context, the reflections of human settlement policies in the international arena and their effects on urbanisation processes caused different results in different application models of capitalism. This study, with the answers it gave to the above questions, aimed at questioning the policies of globalisation ideology related to urban space and discussing the possible socialist approaches that can be developed in the new millennium. As a conclusion, in this study, it was intended to make an ideological analysis of human settlement policies with the investigation of society-space relationships, and to offer a solution and contribution to the settlement policies and problems in this field for the 2000s. 148