Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Orta Doğu Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Mimarlık Bölümü

A new conceptual framework for architectural utopia(nism)s

Mimari ütopyalar için kavramsal bir yapı önerisi

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 368873 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

The writings of urban theorists that have studied urban settings as fields of ingenuity, and utopias that propose the possible-other in parallel lines go back to very early periods in history. However, works dwelling on the influence of such imaginary constructs on actual spatial practices, in the form of architectural output, per se, are comparably new. Since the appearance of the very first theoretical work on the relationship between utopia and architecture, barely a century has passed. During this period, theory in this area has developed and expanded rapidly. However, due to a lack of any structure for providing a comparable base and a lack of consensus on what utopia really means, this theory did not indicate a consistently constructed developmental growth. This yielded a great accumulation of unintegrated knowledge, impossible to comprehend in its totality. Fitting into this gap, this work dwells on and manifests the different patterns of the relationship between the utopian and actual practices of architecture. The aim is to survey the varieties of these relationships in their broadest sense to derive potentialities for contemporary practices.

Summary:

Kent kuramcıları, oldukça eski dönemlerden beri, yaratıcılığın beşiği olarak düşünülegelmiş kentsel mekânları ve bunların bambaşka tahayyülleri olan ütopyaları birbirine paralel tartışagelmişlerdir. Ancak, bu tahayyüllerin gerçek mekânsal pratikler üzerindeki etkilerinin gündeme gelmesi göreli olarak oldukça yeni kabul edilebilir. Bu konunun bir tartışma alanı olarak ortaya çıkışının üzerinden neredeyse bir yüzyıl ancak geçmiştir. Bu süre içinde bu alanın hızla büyümesine rağmen, tutarlı bir kavramsal gelişme ve genleşme sağlanamamıştır. Bunun başlıca sebepleri mevcut herhangi bir kavramsal altyapının oluşturulamamış ve ütopya kavramının anlamları üzerinde bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu çalışmada bu boşluğun doldurulması amaçlanmıştır. Bu nedenle, ütopik ve gerçek mimarlık pratiklerinin farklı ilişki biçimleri kapsamlı bir şekilde çerçevelenmiş ve buradan günümüz pratiklerine yarar sağlaması kuvvetle muhtemel ilişki biçimleri ön plana çıkarılmıştır.