Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Orta Doğu Teknik Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Klinik Psikoloji Anabilim Dalı

A qualitative examination of obsession, repetition, and anxiety through lacanian discourse analysis perspective

Takıntı, tekrar ve kaygının lacanyen söylem analizi yaklaşımı ile niteliksel bir incelemesi

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 550099 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Obsession, repetition, and anxiety can be seen frequently and with various forms in daily life. Although punctuality, parsimony, meticulousness, or perfectionism are highly valued in school, work, or family environment, persons who have such features extremely (cleaning, control, order, hand washing, number counting, hair pulling, skin picking) have been diagnosed under the Obsessive Compulsive and Related Disorders. The purpose of the current study is to analyze the Subject's distinctive structuring and dominant discourse from a social constructive, structural, and critical positioning considering socio-historical and cultural perspectives of Obsessional Neurosis. For this purpose, the study is built on qualitative and Lacanian Discourse Analysis approaches. Six interviews were conducted with participants diagnosed with OCD as a purposive sampling. These interviews were transcribed, coded, and analyzed in terms of five focal points. According to first level analysis, even though participants are classified under the same diagnosis, their signifiers, metaphors, unspoken points, positioning, and relations to the Other are also formed as uniquely in-talks. In the second level analysis, obsessional neurosis is seen to be characterized with some specific features; 'repetition and existence of anxiety', 'rejection of Other in phantasm', 'repression and impossibility of desire', and 'masculine sexuation'. In the analysis of dominant discourse, "religious discourse", "medicalization discourse", and "traumatic life events discourse" were noted. Through explaining their psychological situation with these three discourses, persons get a validity and recognition. In the light of the current analysis, theoretical and diagnostic discussion were conducted. This study will provide crucial informations for clinical applications.

Summary:

Takıntı, tekrar va kaygı gündelik yaşamda sıklıkla ve çok çeşitli biçimlerde görülebilmektedir. Dakiklik, tutumluluk, titizlik veya mükemmelliyetçilik olarak görülebilecek bu özellikler okul, iş ve toplum çevrelerinde bir yandan pekiştirilirken, diğer yandan bu özellikleri fazlaca gösteren (temizlik, kontrol, düzen, el yıkama, sayı sayma, saç koparma ve deri yolma gibi) bireylerin tamamı Obsesif Kompülsif ve İlişkili Bozukluklar tanısı altında sınıflanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, semptom bazlı tanılamanın ötesine geçerek, Obsesyon nevrozunda Özne'nin kendine özgü yapılanışını ve baskın söylemlerini sosyal inşacı, yapısalcı ve eleştirel pozisyonda ve tarihi ve kültürel perspektif ışığında incelemektir. Bu amaçla, çalışma niteliksel ve Lacanyen Söylem Analizi yaklaşımlarının üzerine kurulmuştur. Amaca uygun örnekleme ile Obsesif kompulsif bozukluk tanısı almış altı kişi ile görüşmeler yürütülmüş, görüşme kayıtları yazıya dökülmüş, kodlanmış ve belirlenen odak noktaları üzerinden analiz edilmiştir. İlk seviye incelemelere göre, aynı tanı altında sınıflanmış kişilerin konuşmalarında temel gösterenleri, metaforları, konuşulmayan noktaları, pozisyonlanmaları ve Başka ile ilişkilenmelerinin kendilerine özgü olarak kurulduğu görülmüştür. İkinci düzey analizde, Obsesyon Nevrozu yapılanışının 'özgün semptom, gösterenin ısrarı ve kaygının varlığı', 'Başka'nın düşlemde reddedilmesi', 'arzunun bastırılması ve imkansızlığı' ve erkeksi cinsiyetlenme olarak dört özellik ile karakterize olduğu not edilmiştir. Obsesyon Nevrozuna ilişkin baskın söylem analizinde ise "dini söylem", "tıbbileştirme söylemi" ve "travmatik yaşam olayları söylemi" ortaya çıkmıştır. Kişiler yaşadıkları bu psikolojik durumlarını dini, tıbbi veya geçmiş yaşam deneyimlerine yükleyerek durumlarına bir geçerlik ve tanınma getirmektedirler. Bu bulgular ışığında teorik ve tanısal bir tartışma yürütülmüştür. Çalışmanın klinik uygulamalar için değerlendirmeden psikolojik müdahaleye dek önemli bilgiler sunacağı düşünülmektedir.