Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özetlere göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Deniz Ulaştırma Mühendisliği Anabilim Dalı

2016

A quantitative analysis of leisure participation among seafarers by structural equation modelling

Yapısal eşitlik modellemesiyle denizcilerin serbest zaman katılımlarının nicel analizi

Bu tez, YÖK tez merkezinde bulunmaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi'ndeki tarama bölümünde tez numarasını arayabilirsiniz. Tez numarası: 445100

Tezi Bul
Özet:

Her denizci gemide çalışırken sosyal izolasyona maruz kalmaktadır. Denizciler karadan, ailelerinden, sevdiklerinden ve arkadaşlarından kontratları boyunca ayrı kalırlar. Gün geçtikçe azalan mürettebat sayısına karşın sorumluluklar, iş yükü ve evrak işleri sürekli artmaktadır. Bunun yanı sıra, gemi ortamında bir denizcinin arkadaşlık kurabileceği kişi sayısı da oldukça sınırlıdır ve bazen kişisel uyuşmazlıklardan dolayı hiç bir sosyal ilişkisi bile olmayabilir. Ayrıca, gemi ortamı denizciler için hem çalışma, hem dinlenme hem de yaşama ortamıdır. Bütün yaşamsal faaliyetlerini aynı kısıtlı ortamda gerçekleştirmek zorundadırlar. Kısacası, denizciliğin doğasında sosyal izolasyon mevcuttur. İnsan faktörü deniz kazalarına sebep olan ana unsur olarak görülmektedir. İnsan hatalarıda büyük bir oran ile sosyal izolasyondan ve onun insanlar üzerindeki etkilerinden kaynaklanmaktadır. Başka bir değiş ile, denizcilerin kontratları süresince sürekli mağruz kaldıkları sosyal izolasyon deniz kazalarına dolaylı olarak sebep olmaktadır. Duygular sosyal ve iletişimsel fonksiyonları içerir ve ayrıca insanların düşüncelerini ve niyetlerini birbirlerine iletir. Duyguların iyi bir düzeyde algılanması, düzenlenmesi ve kullanılması sosyal iletişimi arttırır ve sosyal izolasyonun etkisini azaltır. Ayrıca kişilerin yaşamlarından duydukları tatmin seviyeleri ile sosyal izolasyonun etkisi arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Yani, yaşam tatminleri ve duygusal zekaları yüksek kişiler sosyal izolasyonun etkisini daha az hissederler. Bununla birlikte, serbest zaman aktivitelerinin duygusal zekayı arttırdığı, yaşam tatminini yükselttiği ve sosyal etkileşimi güçlendirdiği bilinmektedir. Buna ek olarak, Uluslararası Çalışma Örgütü Denizcilik Çalışma Sözleşmesinde (MLC, 2006) serbest zamana yönelik rekreasyonel imkanların gemide ve sahil tehsislerinde sağlanmasının önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda sosyal izolasyona maruz kalan denizcileri, serbest zaman aktivitelerine yönlendirerek, onların sosyal iletişimlerinin ve duygusal zekalarının artması ve yaşam tatminlerinin yükselmesi ile sosyal izolasyonun ve deniz kazalarında insan faktörünün etkisinin azalabileceği ön görülüp, bu kavramlar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Serbest zaman katılımcısı olan denizcilerin ciddi ve kayıtsız olmak üzere iki gruba ayrılıp ayrılamadığı incelenmiştir. Daha sonra ciddi ve kayıtsız serbest zaman katılımcılarının tipolojilerini çıkarmak için, bu iki grup kendi aralarında demografik özelliklerine, serbest zaman tatmin düzeylerine, yaşam tatmin düzeylerine ve duygusal zekalarına göre kıyaslanmıştır. Ayrıca, denizciler arasında serbest zaman katılımı, serbest zaman tatmini, yaşam tatmini ve duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kurulmuştur. Araştırmanın çalışma gurubu farklı yeterlilik düzeyindeki, 23'ü kadın, 194'ü erkek olamak üzere 217 Türk denizciden oluşmaktadır. Bütün istatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 23, IBM SPSS Amos 23 ve Rstudio'nun en son sürümü kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, örnekleme ve çalışmanın amacına uygun ölçeklerin seçilmesi için literatür taraması yapılmış ve en uygun ölçekler belirlenmiştir. Sonrasında, seçilmiş olan "Ciddi ve Kayıtsız Serbest Zaman Ölçeği (CKSZ)", "Serbest Zaman Tatmin Ölçeği", "Yaşam Tatmin Ölçeği" ve "Duygusal Zeka Ölçeği" nin ölçme modellerinin doğrulanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, kayıp değerler, uç değerler, çoklu doğrusallık, tekillik ve normallik testleri yapılmış, güvenirlilik ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçları incelenmiştir. Kayıp değer oranının %3 den az olması sebebiyle serilerin ortalamaları yöntemi ile kayıp değerlere yeni değerler atanmıştır. Uç değerlerin sonucu saptıracağı ve örneklem dışı olabilecekleri düşünüldüğünden bu değerler veri setinden çıkartılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bütün değişkenler arasında çoklu doğrusallık ve tekillik sorunu bulunmamıştır. Ayrıca parametrik testlerin en önemli önşartlarından biri olan normal dağılım varsayımının sağlanması için kesikli verilerde kullanılan veri iyileştirme/dönüştürme yöntemleri araştırılmış ve veri setine en uygun olan dönüşüm metodu uygulanmıştır. Son olarak herbir ölçeğin alt faktörleri ile birlikte kabul edilir düzeyde iç tutarlılık katsayısına sahip oldukları ve faktör yapılarının bu çalışmanın örneklemi için doğrulandığı görülmüştür. Bu testler sonucunda bütün ölçeklerin ileriki aşamalarda parametrik testlerin uygulanması için kabul edilebilir anlamlılık düzeyinde olduğu gözlemlenmiştir. Daha sonra, CKSZ ölçeğinin faktörlerine göre serbest zaman katılımcılarının kaç kümeye ayrıldığının testi için Rstudio istatistik programında NbClust paketi kullanılmıştır. Kesikli veriler için en uygun uzaklık ölçümü olan öklid uzaklığı kullanılmış, Ward ve K-means metotları ile en uygun küme sayısı belirlenmeye çalışılmıştır. Analiz sonucunda, bu ölçeğin dokuz faktörlü yapısı ışığında en uygun küme sayısının 2 olduğu belirlenmiştir. Küme sayısı belirlendikten sonra, serbest zaman katılımcılarını ait oldukları kümelere yerleştirmek için Fuzzy C-Means (FCM) algoritması kullanılmıştır. Bu algoritma Rstudio'da "e1071" paketinindeki "cmeans" komutu ile çalıştırılmıştır. FCM analizi sonucunda, 108 serbest zaman katılımcısı ciddi serbest zaman katılımı grubuna, 109 serbest zaman katılımcısı da kayıtsız serbest zaman katılımı grubuna yerleştirilmiştir. Kümelerin faktörler bazında ortalamaları incelendiğinde, ciddi katılımcıların ortalamalarının, kayıtsız katılımcılardan yüksek olduğu gözlemlenerek, kümeleme analizi doğrulanmıştır. Kümeleme analizinden sonra, CKSZ'nin hangi faktörünün daha iyi ayırma yüküne sahip olduğunu ve faktörler arası önem sıralarını belirlemek için ayırma (dikriminant) analizi uygulanmıştır. Kovaryans matrislerinin eşitliği "Box-M" testi ile test edilmiş ve p<.001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Dolayısıyla kovaryans matrislerinin eşit olduğu durumlarda kullanılan doğrusal diskriminant analizi yürütülmüştür. Araştırmada 2 küme olduğu için bir adet diskriminant fonksiyonu üretilmiştir ve bu fonksiyonun değerlerinin (kanonik korelasyon, öz değer ve Wilk's Lamdda) kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. Diskriminant fonksiyonunun geçerli olduğunun belirlenmesinden sonra, kümeler ve faktörler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Analiz sonuçlarında, bütün faktörlerin kanonik korelasyon değerlerinin ve ayırma yüklerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca, "Yeterlilik Hissi" faktörünün en iyi ayırma gücüne sahip olduğu, öte yandan "Kişilik Özelliği" faktörünün ise en zayıf ayırma yüküne sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayırma analizinin başarısını ölçmek ve geçerliliğini test etmek için doğru sınıflandırma oranının hesaplanan nisbi şans kriteri ve maksimum şans kriterinden fazla olması gerekmektedir. Hesaplamalar sonucunda, doğru sınıflandırma oranının (%97.2) nisbi şans kriterinden (%50) ve maksimum şans kriterinden (%50) oldukça yüksek olduğu gerekçesiyle, yapılan ayırma analizinin geçerli bir analiz olduğu ve şansla sınıflandırmanın ötesinde doğru bir sınıflandırma yaptığı kabul edilmiştir. Daha sonra, çapraz tablolar kullanılarak ciddi ve kayıtsız serbest zaman katılımcılarının tipolojileri çıkartılmıştır. İstatistiksel anlamlılık testi için Chi-square testinden yararlanılmıştır. Chi-square değerleri incelendiğinde ciddi ve serbest zaman katılımcılarının demografik özelliklerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür (p>.05). Öte yandan, serbest zaman tatminlerine, yaşam tatminlerine ve duygusal zekalarına göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdikleri tespit edilmiştir (p<.001). Analiz sonucunda, ciddi serbest zaman katılımcılarının kayıtsız katılımcılara nazaran daha yüksek serbest zaman tatminine, daha yüksek yaşam tatminine ve daha yüksek duygusal zekaya sahip oldukları gözlemlenmiştir. Son olarak, literatürdeki çalışmalar baz alınarak ve çalışmanın amacına ithafen kurulan kavramsal modelin test edilmesi için parametrik testlerde kullanılan en yüksek olabilirlik kestirim (Maximum Likelihood) yöntemi ile Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Bu kavramsal modelde serbest zaman katılım düzeyi, serbest zaman tatmin düzeyi, yaşam tatmin düzeyi ve duygusal zeka düzeyi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Geliştirilen bu modelde, serbest zaman katılımı gizli dışsal (exogenous) değişken olarak; serbest zaman tatmini ve yaşam tatmini gizli içsel (endogenous) değişken olarak; duygusal zeka ise gözlenen (ölçülen) değişken olarak ele alınmıştır. İlk kurulan modeldeki yollardan ikisi istatistiksel olarak anlamsız olduğundan, bu iki yol modelden çıkartılıp yeni bir model kurulmuş ve son modeldeki bütün z değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Son modele ilişkin iyilik uyum indekslerinin de kabul edilebilir düzeyde olduğu saptanmıştır. Serbest zaman katılım düzeyi ile serbest zaman tatmin düzeyi arasında (.83) çok güçlü pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Bu demek oluyor ki, serbest zaman katılım düzeyleri yüksek olan kişilerin, serbest zaman tatminleri de yüksek olmaktadır. Ayrıca serbest zaman tatmini ile yaşam tatmini (.52), serbest zaman tatmini ile duygusal zeka (.42) ve yaşam tatmini ile duygusal zeka (.42) arasında istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Sonuçlar gösteriyor ki, serbest zaman katılımı, serbest zaman tatmini, yaşam tatmini ve duyusal zeka arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki mevcuttur. Diğer bir ifade ile, serbest zaman katılımı yüksek olan kişinin, serbest zaman tatmini yüksek ve dolayısı ile yaşam tatmini ve duygusal zekası da yüksek olmaktadır. Bu bulgular ile birlikte literatürde, denizcilere sağlanan serbest zaman aktivite imkanlarının verimliliği ve emniyeti arttırdığı, donatanın ekipman ve gemi üzerine yaptığı masrafları azalttığı ve böylece operasyonel maliyetleri en aza indirdiği görülmektedir. Bütün bu bilgiler ışığında özetlemek gerekirse, bir denizci ciddi düzeyde serbest zaman aktivitelerine katılırsa, serbest zaman tatmini artacak, buna bağlı olarak yaşam tatmini ve duygusal zekası da yükselecek ve böylece denizciliğin doğasında var olan sosyal izolasyonun etkisini daha az hissedecektir. Ayrıca, sosyal izolasyonun sebep olduğu emniyetsizlikten, dikkatsizlikten ve motivasyon eksikliğinden doğan deniz kazaları göz önünde bulundurulursa, denizcilere sağlanacak olan hem gemideki hem de limanlardaki serbest zaman aktivite imkanlarının denizciliğe pozitif yönde çok önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda denizcilerin serbest zaman aktiviteleri konusunda bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve cesaretlendirilmesi gerekmektedir.

Summary:

Social isolation of the seafarers - which induces human factor in marine accidents - is an important problem driver in the ship environment. Seafarers are being away from land, their family, their friends for many months and accordingly they are inherently isolated from social world while they are serving on-board. On the other hand, emotional competencies and subjective well-being are able to break social isolation. Also, it is suggested by some researchers that ordinary participation in leisure activities can enhance individual emotional development, provide physical and mental health as well as an improved social interaction and produce satisfaction with life. Furthermore, Maritime Labour Convention, 2006 (MLC, 2006) adopted by the International Labour Organization (ILO) points out the significance of providing the recreational facilities both on-board and on-shore. In this context, the aim of this study is to classify participants into two group as serious leisure (SL) or casual leisure (CL), and to compare serious and casual leisure groups each other based on demographic specifications, leisure satisfaction, satisfactions with life and emotional abilities. Besides, this research intends to find out whether there are any relationships between leisure participation, leisure satisfaction, life satisfaction and emotional intelligence among seafarers by Structural Equation Modelling (SEM). Thus a survey has been conducted among 217 seafarers by means of a questionnaire including "Serious and Casual Leisure Measure (SCLM)", "Leisure Satisfaction Scale (LSS)", "Shcutte Emotional Intelligence Scale (SEIS)" and "Satisfaction with Life Scale (SWLS)", and the results have been evaluated. All calculations have been performed by using IBM SPSS Statistics 23, IBM SPSS Amos 23 and latest version of Rstudio. Fuzzy C-Means cluster analysis is conducted to classify leisure participants by factors of SCLM. After classifying participants as serious or casual, discriminant analysis is applied to evaluate importance level of each factors and to identify which factors make better distinction between clusters. Next, in order to demonstrate the profile of clusters differences between serious and casual groups are identified by crosstabs including demographics, frequency of doing leisure activities, leisure satisfaction, life satisfaction and emotional intelligence and chi-square analysis is utilized to recognize whether results are statistically significant. Finally, Structural Equation Model (SEM) is used to find out the relationship between leisure participation, leisure satisfaction, life satisfaction and emotional intelligence among seafarers. test first conceptual model of research established to break social isolation of seafarers. It is aimed to examine regression and path coefficients between latent factors and observed variables in accordance with established conceptual model. As a result of all findings, seafarers can be divided into two groups as serious and casual have more leisure satisfaction, more emotional intelligent and more satisfaction with their lives than casual ones. Furthermore, there are positive relationship between leisure participation, leisure satisfaction, life satisfaction and emotional intelligence among seafarers. Consequently, providing leisure facilities both on-board and onshore for seafarers, and supporting and encouraging them to join leisure activates as a serious participant can break social isolation by enhancing the emotional intelligence and life satisfaction. Therefore, specific training programs for encouraging seafarers to participate recreational and leisure activities could be conducted by authorities.