Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Mimarlık Anabilim Dalı / Mimari Tasarım Bilim Dalı

Afet sonrası kalıcı konutlarda esneklik kavramının değerlendirilmesi: Gölyaka-Düzce

Evaluating flexibility notion on post-disaster permanent housing: Gölyaka-Düzce

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 255578 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Tezin amacı, afet sonrası kalıcı konutlardaki uyum sorunlarına işaret etmek ve bunun temel nedeni olan esneksizlikleri tespit ederek, alan çalışması ile kullanıcıların esneklik yaklaşımlarını belirlemeye çalışmaktır. Bu uyum sorunları, kalıcı konutu biçimlendiren mimari, yapısal ve üretim süreci ile ilgili olarak üç temel alanda ortaya çıkan esneksizliklerle ilişkilidir. Bu nedenle çalışmada konutun bu üç temel bileşeni içinde, esneklik konusunun nasıl ele alınabileceği detaylı olarak açıklanmıştır.Mimarlık alanında uyum sorunları, çevre ve davranış çalışmalarında ekolojik, psikolojik, kültürel ve sosyal yönleriyle ele alınmaktadır. Afetler, bugün her konuda uyumlu gelişim sürecinin kesintiye uğraması anlamında, insan ve çevre arasında bir uyum sorunu olarak görülmektedir. Bu nedenle afete karşı geliştirilebilecek, afeti önleyecek en uygun ve sürdürülebilir çözüm, kalıcı konutların ve yerleşimlerin sürekli uyum sağlama kapasitesinin oluşturulmasıdır. Sürekli uyum sağlama anlayışı, esneklik kavramının konutun bütün bileşenlerine ve üretim sürecine uygulanması ile mümkündür. Esneklik kavramı, aynı zamanda konutun bölgeye veya kullanıcıya özgü şekillenebilmesini sağlayacak, kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik daha işlevsel bir yaşam alanı oluşturacak kullanıcı katılımı anlamına gelmektedir.Tezin alan çalışması, kırsal bir bölge olan Gölyaka ve kentsel bir bölge olan Düzce'de bulunan iki farklı kalıcı konut tipindeki incelemelere ve kullanıcılarla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bölgesel veriler, fotoğraflama, arşiv araştırma, röleve çıkarma, ön araştırma, kişisel görüşmeler ve görüşme formu uygulamalarıyla toplanmıştır. Bölgenin geleneksel ve deprem sonrası özel girişimli olmak üzere iki farklı döneme ait mevcut konut yapısı, bölgesel mimari ve yapısal tercihleri ortaya koymak amacıyla araştırılmıştır. Bu yapıdaki esneklikler devam eden, değişen ve yok olan özellikler olarak tespit edilmiş ve kalıcı konutların bölgesel bu özellikleri ne ölçüde içerdiği sorgulanmıştır. Son olarak araştırmada kullanıcıların konut planlarıyla ilgili olarak düzenlenen esnekliklere ve bu anlamda yapım sistemi ile malzeme farklılığına yaklaşımları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda konut büyüklüğünün yetersiz olmasının, esneklik önünde önemli bir engel olduğu görülmektedir. Konutların fazladan bir oda ve tuvalet ile biraz daha büyük olduğu ve kullanıcı sayısının daha az olduğu Düzce'de, bütün mekan esnekliği Gölyaka'ya göre daha fazla oranda tercih edilmiştir. Ayrıca kullanıcıların, esneklik tercihlerini yaparken, konutu nasıl ve ne ölçüde iyi düzenleyebilecekleri konusunda kararsızlık yaşadıkları gözlemlenmiştir. Bu nedenle, kullanıcılar her iki bölgede tanımlı ve yönlendirici kısmen esneklikler içeren hazır planlara yönelmişlerdir. Sonuç olarak, belirsizliklerin arttırılması anlamında bir esneklik istenmemektedir. Betonarmeden farklı olarak tercih edilen ahşap ve çelik sistemler ise, konutta esneklik için yaratılacak yapısal farklılıkların, kullanıcılar tarafından benimsenmesi anlamında olumlu bir sonuç olarak değerlendirilmektedir.

Summary:

The aim of this thesis, is to point out inadaptability problems in permanent houses constructed after disaster and to detect the inflexibilities as the source of this problem, and finally to determine users? choses about flexibilities via field study. These congruence problems are related to inflexibilities in architecture, structure and production process as three fundamental parts of permanent house. So this study explains how flexibility can be constructed in these parts of housing.Inadaptability problems in architecture have been handled in environment and behavior studies in ecological, psychological, cultural and social areas. Disaster that is identified today as an interruption in adaptable development process, is seen also as an inadaptability problem between man and his environment. Therefore, the recipe for disaster, in order to get a successfull and sustainable solution, is to provide continuous adaptability capacity in permanet houses and settlements. Continuous adaptability conception is feasible only by applying flexibility notion in all physical components, architectural concept and production process of permanent house. Flexibility also means user participation as a tool for regional and user specific housing which will be more reponsive in user needs or requirements.Field study of the thesis consist of inspections, observations and reviews in two different permanet houses one of which is in rural area in Gölyaka, the other is in urban area in Düzce. Regional data is collected by photograph, building studies, archives, pre-investigatons, interview forms and personal interviews. Two different periods of regional existing housing, as traditional and private initiated housing constructed after disaster are investigated, to determine regional architecture and structure preferences. These preferences are analysed as continuing, changing and disappearing flexibility properties and examined to what extent those properties are included in permanent houses. Finally users? approaches are evaluated about flexibilites in architectural plans and their choises of different structural systems or materials in this flexibility understanding. As a result of the field study, it is seen that insufficiency in size of house is an important barrier before house flexibility. Total space flexibilitiy is preferred more in Düzce, where houses have more space with an extra room and a toilet, also the average number of users per house is smaller, compared to Gölyaka. Also it was observed that the user was not confident about their preferences on the issue of how and to what extent they could arrange the house. Therefore they preferred in both district ready-made plans which included identified and guiding partial flexibilities. Finally, flexibility which increases indefinites in house is not preferred by users. As another result of the study, timber and steel preferences of users rather than concrete regarded as an indicator of adoption of structural differences by the user for ensuring flexibility.