Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Akdeniz Üniversitesi / Tıp Fakültesi / Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı

Ağır obstrüktif sleep apne sendromlu hastalarda tek aşamalı çok seviyeli cerrahi

Single stage multilevel surgery in patients with severe osas

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 421841 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS), uyku esnasında tekrarlayan üst solunum yolu obstrüksiyonları ile karakterize bir sendromdur. Uyku süresince hava yolunun açık kalmasından sorumlu olan nöral ve musküler faktörler arasındaki dengenin bozulmasının, obstrüksiyonlara neden olduğu bildirilmiştir (1). Birçok farklı tedavi yöntemi olmasına rağmen, bugün için orta ve ağır dereceli OSAS tedavisinde kabul gören ana tedavi seçeneği sürekli pozitif hava yolu basıncı (Continuous Positive Airway Pressure - CPAP) dır (3). Ancak CPAP kullanımı ile ilgili birçok potansiyel sorunlar mevcuttur. Hasta uyumu çok iyi olmayıp, %50' si ilk bir yıl içinde CPAP kullanımını sonlandırmaktadır (4). Herhangi bir şekilde CPAP kullanmayan / kullanamayan hastalarda, hastalığın olası uzun dönem riskleri nedeniyle, cerrahi tedavi seçeneği devreye girmektedir. Bu çalışmada 50 hastadan prospektif olarak elde edilmiş veriler analiz edildi. Çalışma Ocak 2010 ile Ağustos 2011 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi KBB Hastalıkları A.D' da yapılmıştır. Bu çalışma Akdeniz Üniversitesi Etik Kurulu tarafından onaylandı. Çalışmaya dahil edilen tüm hastalara çalışma hakkında bilgi verildi ve hastaların yazılı onayları alındı. Şiddetli horlama, gündüz aşırı uyku hali ve tanıklı apne şikayeti ile kliniğimize başvuran ve PSG ile ağır OSAS tanısı konulduktan sonra, başlangıçta CPAP tedavisini kabul etmeyen veya CPAP tedavisine başlandığı halde bu tedaviden vazgeçen ve alternatif olarak cerrahi tedavi uygulanan 60 hasta çalışmaya alındı. Ameliyat sonrası herhangi bir nedenden dolayı 6. aydaki kontrol PSG' si elde edilemeyen 10 hasta çalışma dışı bırakıldı. Tüm hastalara genel anestezi altında dil kökü askısı ve mUPPP uygulandı. Hastaların hepsi postoperatif 10. gün, 1. ay, 3. ay ve 6. ayda kontrole çağrıldı. Tüm hastalara postoperatif 6. ayda kontrol PSG yapıldı. Preoperatif ve postoperatif BMI, AHI, supin AHI, REM AHI, NREM AHI, ARI, AI, HI, apne ve hipopne süreleri, apne sayıları, mean O2 desat, min O2 sat, mean O2 sat ve uyku evreleri karşılaştırıldı. Çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanıldı. Öncelikli olarak tanımlayıcı istatistiksel veriler (ortalama, standart sapma, frekans) hesaplandı. Daha sonra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında Wilcoxon Signed Ranks Testi kullanıldı. Bu çalışmaya 50 ağır dereceli OSAS' lı hasta dahil edildi. Çalışmayı kabul eden hastaların 5 tanesi kadın (%10), 45 tanesi erkekti (%90). Olguların yaşı 31 ve 66 arasında değişmekte olup, ortalama yaş 47.5±8.6 idi. Preoperatif ortalama AHI 52.43±17.88 iken (30-111) postoperatif AHI 20.97±17.42' ye düştü (p<0.001). AHI' de başlangıç değerine göre olan azalma %74' lik başarı oranına denk gelmektedir. Preoperatif supin AHI 67.51±18.72 iken postoperatif supin AHI 32.56±22.91' ye düşmüştür (p<0.001). Preoperatif REM AHI 44.30±23.64 iken postoperatif REM AHI 19.37±16.09 (p<0.001), preoperatif NREM AHI 53.35±19.39 iken postoperatif NREM AHI 24.12±18.04' tür (p<0.001). Preoperatif ARI 42.59±15.09 iken postoperatif ARI 23.37±16.13 olmuştur (p<0.001). Mean O2 desat, min O2 sat ve mean O2 sat değerlerinde postoperatif dönemde belirgin düzelme izlenmiştir (p<0.0001). Nazal cerrahi uygulanan ve uygulanmayan gruplar arasında istatiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Cerrahi başarıyı tahmin etmede en anlamlı olabilecek ortalama obstrüktif apne süresi (OA) süresini saptamak amacıyla ROC analizi yapıldı. Preoperatif OA süresi için, ROC eğrisi altında kalan alan 0.68±0.071 (CI: 0.639-0.917) saptandı (p=0.0001). % 92.31 sensitivite (CI: 64.0-99.8) ve %43.24 spesifite (CI: 27.1-60.5) ile cerrahi başarıyı öngörebilecek cut off değeri 24.4 sn olarak belirlendi. Bu cut off değeri için sırasıyla PPV %36.4, NPV %94.1 olarak saptandı. Cerrahi başarı oranları preoperatif AHI ve BMI değerlerine göre subgruplara ayrılarak hesaplandı. AHI<55 olan 30 kişinin 22' sinde başarı sağlanırken (%73), AHI≥ 55 in olan 20 kişinin 15' inde başarı sağlandı (%75). BMI 30' un altında olan 19 kişinin 15' inde başarı sağlanırken (%78), 30 ve üstü olan 31 kişinin 22' sinde başarılı olundu (%70). Ancak iki grupta da istatiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Üst hava yolunda tek seviye üzerinde etkili olan cerrahiler beklentileri karşılamazken, dil köküne yönelik prosedürlerin yumuşak damak seviyesine uygulanan prosedürlerle kombine edilmesi ile OSAS cerrahi tedavisindeki başarı oranlarının arttığını gösteren çok sayıda araştırma mevcuttur. Modifiye dil kökü askısı oldukça kolay uygulanabilen, minimal invaziv bir tekniktir. En önemlisi de sütür sıkı konulduğu ve aşağı pozisyonda olduğu zaman oldukça yüksek başarı oranına sahiptir. Bugün için artık OSAS' ın üst solunum yolunda birden fazla seviyeyi tutabilen diffüz bir hava yolu hastalığı olduğu göz önünde bulundurularak kombine cerrahi yaklaşımlar tercih edilmeli ve bu prosedürler aynı seansta yapılmalıdır. Modifiye dil kökü askısı oldukça kolay uygulanabilen, operasyon süresi kısa olan ve fasial iskelette değişiklik yapmayan bir tekniktir. Bu çalışma seçilmiş hastalarda mUPPP ile kombine edilmiş dil kökü askısının oldukça başarılı olduğunu göstermiştir.

Summary:

Obstructive sleep apnea syndrome (OSAS) is a syndrome which is characterized by the repeated obstruction of the upper airway. It has been stated that the imbalance created between the neural and muscular factors which keep the airway open during sleep cause obstruction (1). Despite a number of different treatment methods, the main preference for treatment of moderate and severe OSAS is continuous positive airway pressure (CPAP) (3). However, there are many potential problems concerning the use of CPAP. Its compliance with the patient is not particularly good, and 50% of patients stop using it within the first year (4). Surgical treatment should be considered in patients who could not use CPAP for any reason in terms of long term risks of OSAS. This study is a prospective analysis of the data obtained from 31 patients. The study was carried out between January 2009 and August 2011 at the Akdeniz University Hospital Department of Otorhinolaryngology. This study has been approved by the Ethics Committee of the Akdeniz University. All patients were informed and gave their written consent. 60 patients, who applied with complaints of snoring, excessive sleepiness during the daytime and witnessed apnea, and, after having been diagnosed with severe OSAS with PSG had surgical treatment because, for whatever reason they could not, or would not use CPAP, were included in the study. After surgery, 10 patients of whom the PSG could not be checked in the sixth month after surgery were excluded from the study. Tongue base suspension and mUPPP and tongue base suspension was implemented to all patients under general anesthesia. All patients were invited for control purposes on the 10th day, and 1st, 3rd and 6th months after the operation. All patients were subjected to a post-operative control PSG after 6 months. The pre-operative and post-operative BMI, AHI, supine AHI, REM AHI, NREM AHI, ARI, AI, HI, apne and hypopne times, mean O2 desat, min O2 sat, mean O2 sat and sleep stages were compared. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 was used for statistical analyses. Firstly, the defining statistical data were calculated (mean, standard deviation, frequency). Later, during the comparison of quantitative data, the Wilcoxon Signed Ranks Test was used. Statistical significance was evaluated at the 95% confidence level, and p<0.05. 50 patients with severe OSAS were included in this study. 5 of the patients were female (10%) and 45 were male (90%). The demographic data of the patients has been presented in Table 2. The ages of the subjects varied between 31 and 66, and the mean age was 47.5±8.6 years. While pre-operatively mean AHI was 52.43±17.88, post-operatively mean AHI had fallen to 20.97±17.42 (p<0.001). Compared to pre-operatively value, this is a success rate of 74%. While pre-operatively supine AHI was 65.51±18.72, post-operatively supine AHI had fallen to 32.56±22.91 (p<0.001). While preoperatively REM AHI was 44.30±23.64, post-operatively REM AHI had fallen to 19.37±16.09 (p<0.001). While pre-operatively NREM AHI was 53.35±19.39, postoperatively REM AHI had fallen to 24.12±18.04 (p<0.001). While pre-operatively ARI was 42.59±15.09, post-operatively ARI had fallen to 23.37±16.13 (p<0.001). Compared to pre-operatively value, there is a decrease in mean O2 desat and increase in mean O2 and O2 sat postoperatively and are statistically significant. There were no significant difference in the results of patients whom were carried out nasal surgery. ROC analyse were done to determine significant mean obstructive apne time (OA) to estimate the surgical success. For pre-operatively OA time, the area under ROC curve was 0.68±0.071 (CI: 0.639-0.917) (p=0.0001). The cut-off value to predicte surgical succsess was 24.4 seconds with % 92.31 sensitivity (CI: 64.0-99.8) and %43.24 spesifity (CI: 27.1-60.5). The PPV and NPV were %36.4 and %94.1 respectively. Patients divided into subgroups for pre-operatively AHI and BMI values and then surgical succsess rates were calculated. In 30 patients with AHI<55, 22 patients met the success criteria (75%). While 15 patients in a total of 19 patients with BMI<30 met the success criteria (78%), 22 patients in a total of 31 patients with BMI>30 met the success criteria (70%) and were not significant difference. Single level surgeries had not met the surgical success expectations in OSAS treatment. There are publications that reports the high success rates with combined surgery to tongue base and soft palate. Modified tongue base suspension is a minimally invasive technique. The most important thing is that when the suture is placed tightly, it does possess a particularly high success rate. Today OSAS is known as a syndrome which is characterized by the repeated, diffuse and multilevel obstruction of the upper airway. So its multilevel nature, in surgical treatment of OSAS, combined tecniques should be prefered and carried on one sequence. Modified tongue base suspension is a relatively easy technique to apply, where the duration of the operation is short and which does not make any changes to the facial skeleton. This study has shown that in selected patients modified tongue base suspension combined with mUPP is a very successful technique.