Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Akdeniz Üniversitesi / Tıp Fakültesi / Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı

Aksiyel ve perforator paternli flep pediküllerinin rotasyona dayanıklılıklarının karşılaştırılması; Cerrahi geciktirme yöntemi ile rotasyon arkının arttırabilirliğinin araştırılması

Comparing the resistance of axial or perforator flap pedicle patern to the torsion; Study of improving resistance of a flap to torsion with delay phenomen

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 484091 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Flep pedikülünün rotasyona uğraması fleplerde önemli bir dolaşım yetmezliği sebebidir. Pedikül torsiyonu ameliyat sırasında kaza eseri olabileceği ya da teknik hatalardan kaynaklanabileceği gibi, flebin defekt alanına transferi sırasında bir zorunluluk gereği de olabilir ve böyle bir durumda flep vasküler dolaşımını tehlikeye atabilir.. Biz bu deneysel çalışmada ratlarda aksiyel paternli flep pedikülü ve perforator paternli flep pediküllerinin rotasyona dayanıklılığını karşılaştırmayı amaçladık. Çalışmanın ikinci kısmında ise bu rotasyon arkını arttırabilmede cerrahi geciktirme işleminin etkili olup olmadığını araştırdık. Çalışma için 120 adet erkek Wistar sıçan kullanıldı. 50 hayvanda 3x3 cm boyutlarında çift taraflı kasık flebi, yüzeyel inferior epigastrik damarlar üzerinden kaldırıldı. Sağ tarafdaki flep kaldırıldığı şekilde geri orijinal yerine dikildi ve tüm sıçanlarda kontrol grubu olarak kullanıldı. Bu 50 hayvan sol taraf kasık flebinde yapılan prosedüre göre 5 gruba ayrıldı. İlk grupdaki 10 hayvanın flebi kaldırıldıktan sonra saat yönünde 90 derece döndürülerek yerine geri dikildi. Grup II'deki 10 hayvanın flebi kaldırıldıktan sonra 180 derece döndürülerek yerine geri dikildi. Grup III'de flebe uygulanan rotasyon derecesi 270, grup IV'de 360, grup V'de 720 dereceydi. Diğer 50 hayvanda 3x3 cm boyutlarında çift taraflı posterior uyluk perforator flebi kaldırıldı. Sağ tarafdaki flep kaldırıldığı şekilde geri orijinal yerine dikildi ve tüm sıçanlarda kontrol grubu olarak kullanıldı. Bu 50 hayvan da sol taraf kasık flebinde yapılan prosedüre göre 5 gruba ayrıldı. İlk grupdaki 10 hayvanın flebi kaldırıldıktan sonra saat yönünde 90 derece döndürülerek yerine geri dikildi. Grup II'deki 10 hayvanın flebi kaldırıldıktan sonra 180 derece döndürülerek yerine geri dikildi. Grup III'de flebe uygulanan rotasyon derecesi 270, grup IV'de 360, grup V'de 720 dereceydi. Fleplerin kaldırılmasından 1 hafta sonra yaşayan deri alanı değerlendirildi ve yaşayan flebin total flep alanına yüzdesi kayıt edildi, her gruptan 3 sıçana mikroanjiografi uygulandı. Her grupdan 3 flep örneği histopatolojik inceleme ile ödem, konjesyon, inflamasyon ve iskemi açısından değerlendirildi. Bütün kontrol grupları hem aksiyel hem perforator grup da beklenildiği gibi sorunsuz yaşadı, bu gruplarda yaşayan flep oranı %100'dü. Aksiyal grupda grup I, II, III, IV'de çalışma grubu fleplerinden hiç birinde anlamlı nekroz gözlenmedi. Buna karşın perforator grupda grup I, II çalışma grubu fleplerinde anlamlı nekroz gözlenmezken, grup III'den başlayarak grup IV ve V'de değişen derecelerde nekroz gözlendi. İstatiksel olarak; perforator gruplarda hem daha erken rotasyon derecelerinde nekroz gözlenmeye başlarken hem de ortalama nekroz alanları aksiyel gruba göre daha fazlaydı. Histolojik ve mikroangiografik bulgular bunu destekler nitelikteydi. Çalışmanın ikinci bölümünde 20 adet rat rastgele 2 gruba bölündü. İlk grubda cerrahi geciktirme işleminin ardından 3x3 cm boyutlarında kasık flebi kaldırıldı. Pedikülü 720 derece rotasyona uğratıldıktan sonra yerine dikildi. İkinci grubda cerrahi geciktirme işleminin ardından 3x3 cm boyutlarında posterior uyluk perforator flebi kaldırıldı. Pedikülü 720 derece rotasyona uğratıldıktan sonra yerine dikildi. Pedikülü rotasyona uğramış fleplerde yaşayan deri adasında cerrahi geciktirme yöntemi ile artış sağlanmış olsa da bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Sonuç olarak; aksiyel pedikül paternine sahip fleplerin, perforator paterne sahip olanlara kıyasla rotasyonuna daha dayanıklı olduğunu ve cerrahi geciktirmenin flebin rotasyon arkını arttırmada etkin bir yöntem olmadığını saptadık.

Summary:

The torsion of the flap's pedicle is one of the most common conditions causing vascular compromise. Although it is usually noted as an accident and an imperfection of the technique, sometimes it is mandated by the topology of the flap transfer and, according to its degree, compromises the flap circulation. We aimed to compare the resistance to torsion of axial flap pedicle and perforator pedicle patterns. In the second part of the study we investigated whether the delay phenomenon is an effective method of improving flap resistance to pedicle torsion. In the first phase, 100 male Wistar rats weighing 200 to 250 g were used. The lower abdomens of 50 of the animals were shaved, and bilateral island groin flaps measuring 3x3 cm were elevated on the basis of the superficial inferior epigastric vessels. The right-side flaps were sutured back into place and used as controls in all animals. The rats were then randomly divided into five groups according to the procedure performed on the left side. Each group contained 10 animals. In group I, the flap was rotated 90 degrees in a clockwise direction and sutured into place. Rotation was 180 degrees in group II, 270 degrees in group III, 360 degrees in group IV and 720 degrees in group V. The posterior thighs of the other 50 animals were shaved. Bilateral posterior thigh perforator-based flaps measuring 3x3 cm were elevated. The right-side flaps were sutured back into place and used as controls in all animals. The rats were then randomly divided into five groups according to the procedure performed on the left side. Each group again contained 10 animals. In group I, the flap was rotated 90 degrees in a clockwise direction and sutured into place. In groups II, III, IV and V the rotation were 180, 270, 360 and 720, respectively. One week after flap harvest, viable flap areas were assessed and the percentages of viable flap areas over total flap areas calculated. Microangiography was performed on three flaps in each group. The flaps were examined histopathologically on the basis of edema, congestion, inflammation and ischemia. All control flaps in the groups survived without any problem, as expected, yielding 100%. In the axial group, no study flaps in groups I, II, III or IV exhibited necrosis. In the perforator group, while the study flaps in groups I and II study flaps did not exhibit necrosis, varying degrees of necrosis were observed in group III, IV and V flaps. Statistically, in the perforator group, not only was necrosis seen in the early rotation groups, but mean necrosis areas were also greater than in the axial group. In the second phase of the study, 20 male Wistar rats weighing 200 to 250 g were randomly divided into two groups. In the first group; after the delay procedure was performed, island groin flaps measuring 3x3 cm were elevated and the flap was rotated 720 degrees and sutured into place. In the second group after delay procedure was performed, posterior thigh perforator-based flaps measuring 3x3 cm were elevated and the flap was rotated 720 degrees and sutured into place. With delay procedure some increase were obtained in viable flap areas, but it was not significant statistically. In conclusion; the resistance of axial flap pedicle patern to the torsion is greater than the resistance of perforator pedicle patern and delay phenomen is not an effective method for improving resistance of a flap to torsion .