Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Mimarlık Anabilim Dalı / Mimari Tasarım Bilim Dalı

Alternatif gıda üretim pratikleri üzerinden mekân üretimine bir bakış: İstanbul örneği

Production of space through alternative practices of food production: The case of istanbul

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 605664 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Günümüzde daha çok kâr elde etmek üzere kurgulanan sistemde üretim pratikleri doğal olandan ve insandan kopmuş, ekonomik büyüme adına doğal olmayan, insan sağlığına zararlı yöntemler, uygulamalar benimsenmiştir. Tezde konu edilen alternatif gıda üretim pratikleri, kent içinde bu bağlamda süregelen üretim sistemine alternatif yöntemler önermekte, bunu bir düş, bir ütopya olmaktan çıkarmakta, dayanışma mekânları üreterek öncesinde bir düş ve ütopya olarak nitelendirilenleri görünür kılmaktadır. İşte tam da bu noktada mekâna bakmanın gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Mekân da tıpkı gıda üretiminde olduğu gibi bir meta halini almış, kapitalist üretim dinamiklerini devam ettiren bir araç haline gelmiş, iktidarların baskı mekanizması olarak kullanılmış, yaşantıdan ve insandan kopmuştur. Böyle bir ortamda başka bir mekân üretimi nasıl mümkün olabilmektedir? Bu noktada çalışmanın ana motivasyonu olan, başka bir mekân ve mimarlığın olasılıklarını keşfetme düşüncesi ortaya çıkmakta, alternatif gıda üretim pratiklerine mekânsal olarak bakmanın yaşantıyı öncüleyen bir mekân üretimine altlık oluşturabileceği, aynı zamanda hiyerarşisiz bir tasarlama pratiği için de potansiyelli olabileceği düşünülmektedir. Böylece çalışmanın ana sorusu olarak tanımlanabilecek alternatif gıda üretim pratikleri başka bir mekân üretimi/tasarlama pratiği bağlamında ne gibi potansiyeller üretir sorusu açığa çıkmaktadır. Tez çalışması, soruya doğrudan bir cevap bulmaktan çok, yaşantının ve mekâna süreç olarak bakmanın tasarlama pratiğinde ve mekânda değiştirdiklerini anlamaya çalışmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede, tez çalışmasının giriş bölümünden sonra gelen ve kavramsal çerçeveyi oluşturan ikinci bölümünde öncelikle mekân üretiminde otoriter tutumlar olarak kabul edilen örnekler incelenmiş, bu tutumlara karşı, başka bir mekân üretimine ve yaşantı ile kurulan mekânlara olanak sağlayacak, mekâna süreç olarak bakma yöntemi önerilmiştir. Sürecin kullanıcı ile kurgulandığı ve kullanıcının mekân üretiminde geleneksel yöntemlere alternatif ürettiği vurgulanmıştır. Kullanıcı ile mekânın üretimi aynı zamanda "mekân üreticisi" olarak görülen mimarın otoritesini de sorgulatmakta, dolayısıyla mimarın kullanıcı ile ilişkili bir konumda yer aldığı örneklerin de başka bir mekân üretimi bağlamında potansiyelli olduğu düşünülmektedir. Böylece başka bir mekân üretimi için kullanıcı ve kullanıcıya alan açan mimar önemli aktörler olarak ortaya çıkmaktadır. Tez çalışmasında mekânı süreç olarak tanımlayan Lefebvre'in başka bir mekân üretimi için potansiyelli görülen farklılık mekânları açıklaması kavramsal altyapıyı oluşturmaktadır. Lefebvre, mekânı statik bir nesne olarak algılamak yerine bir süreç olarak açıkladığından ve bu süreci toplumsal bir üretim olarak gördüğünden ilgili mekân literatürü içinden tercih edilmektedir. Lefebvre'in açıklaması katı, dokunulmaz, kendi kendine var olabilen bir mekân anlayışından yaşantı ile şekillenen bir mekân anlayışına geçişe olanak sağlamakta, yaşantı ile şekillenen mekân aynı zamanda tasarlama pratiği içindeki hiyerarşik kurguyu kırmak için de potansiyelli bir altlık oluşturmaktadır. Aynı zamanda kent ve mimarlık içindeki hiyerarşik kurgulanışa karşı bir direniş potansiyeli de barındırmaktadır. Başka bir mekân üretiminin, içeriden ve dışarıdan olmak üzere, tasarlama ve gerçekleştirme yöntemlerinin değişimi ile oluşturulabileceği düşünülmektedir. Bu sebeple Lefebvre tarafından farklılık mekânlarını oluşturmak için önerilen kavram setine kullanıcı ve kullanıcıya bağlı olarak mimar çerçevesi ile bakılmaktadır. Bu çerçevede kullanıcı, mekân üretiminin tasarlama pratiği içindeki özgürleştirici aktörü olarak görülmektedir. Böylece tezin kavramsal seti açığa çıkmaktadır. Bu set; dayanışmacı üretim ilişkileri, eş zamanlı üretim ve kullanım ihtiyaç/arzu ve hayal gücü, kullanım, işgal ve sahiplenmedir. Her bir kavram seti diğer kavram setleri ile ilişkili içerikler taşımakta, bu sebeple akslar kesin bir ayrım yapma aracı olarak görülmemekte, üçüncü bölümdeki örneklemleri inceleme kolaylığı sağlaması hedeflenmektedir. Örneklemler incelenirken iki ayrı aktör kurgusu ile inceleme yapılmakta, öncelikle kullanıcı-kullanıcı, kullanıcı-mekân ilişkilerine bakılmakta, daha sonra kullanıcının özgürleştirebileceği bir aktör olarak mimarın yöntemleri de incelenmektedir. Böylece kavram seti ile kurulan, aktör ve eylemlerden oluşan iki katmanlı yapı açığa çıkmaktadır. Üçüncü bölümde alternatif mekânsallıklar oluşturduğu düşünülen ve İstanbul'da faaliyet gösteren alternatif gıda üretim pratikleri içinden Piyalepaşa Kent Bostanı, Kuçe Yemek Kolektifi ve Çatı Çiftliği çalışma kapsamında incelenmek üzere seçilmiştir. Seçilen örneklemler ile ilgili yerinde gözlem, kullanıcılar-katılımcılar ile görüşme yöntemleri uygulanmış, önce örneklemin özellikleri (fiziksel, organizasyonel) ortaya koyulmuş daha sonra örneklem ikinci bölümde kurgulanan ve süreç olarak mekânı anlamaya olanak sağlayan kavramsal akslar ile incelenmiştir. Örneklemleri incelerken fotoğraf üzerinden yaşantıyı anlamaya olanak sağlayacak, her bir renk ile kavramsal aksların eşleştirildiği bir çizim yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin geleneksel mimari temsilden farklılaşması özellikle tercih edilmiş, farklılaşan mekân oluşturma yöntemlerini görselleştirmesi önemsenmiştir. Yapılan incelemeler sonrasında her örneklemin kendine özgü direniş yöntemi, yaşantısı, organizasyon biçimi keşfedilmiş, karşılaştırmalı bir okumaya olanak sağlayabilmek için bulgular diyagramlaştırılmıştır. Sonuç olarak, tez kapsamında incelenen örneklerin kentte bir direniş ürettiği veya alternatif bir yöntem sunduğu söylenebilmektedir. Piyalepaşa Kent Bostanı şehirdeki inşaat faaliyetlerine karşı direniş üreten bir mekân iken, Kuçe Yemek Kolektifi şehirdeki mutenalaştırmaya karşı bir direniş üretmekte, Çatı Çiftliği ise şehirdeki bina yoğunluğuna karşı bir alternatif sunmaktadır. Her bir pratiğin kendine özgü bir organizasyon biçimi vardır, hepsi eşit derecede hiyerarşisiz ve katılımcı örgütlenmeler, mekânlar üretmemektedir. İncelenen örneklemlerin hepsinde mekân üretiminin eylemler ile gerçekleştirildiği görülebilmektedir, eylemlerin incelenmesi mekânın bir süreç olarak okunmasına olanak sağlamakta aynı zamanda mekâna süreç olarak bakılması eylemleri görünür kılmaktadır. Bu döngüsel durum mekânın ve eylemlerin birbirini beslediği sonucunu oluşturmaktadır. Böylece mekân oluşturmak için yaşantının ürettiği potansiyelleri tartışmak mümkün olmaktadır.

Summary:

Today, in order to make more profit, the production practices are separated from the natural and human, and unnatural methods and practices that are harmful to human health are adopted for economic growth. Alternative practices of food production that are examined in this thesis propose alternative methods to the ongoing production system in the city. Alternative production methods are therefore no longer a dream or a utopia, and by the production of solidary spaces what is thought to be a dream or a utopia is made visible. At this point the necessity of looking at the space comes to the fore. Just as in food production system, production of space has become a commodity which is a tool for maintaining the dynamics of capitalism. It has been used as an oppression mechanism of power-holders and has been separated from living and human. How is it possible to produce another kind of space in such an environment? Hence, the idea of discovering the possibilities of another space and architecture, which is the main motivation of the study, emerges. It is thought that looking at alternative practices of food production spatially may create a basis for a living-leading production of space and at the same time it may become a potential for non-hierarchical design practice. Thus, the main question of the study is revealed: what kind of potentials have been produced in the context of another way of producing/designing space by alternative practices of food production? Rather than finding a direct answer to this question, this thesis aims to understand how life experience and perceiving the space as a process make changes in design practice and space. In this context, in the second part of the thesis that follows the introduction, examples which are accepted as authoritarian attitudes in the production of space are examined. In opposition to these authoritarian attitudes, the method of looking at the space as a process and the spaces established with living that allow another way of producing space are proposed. It is emphasized that this process is designed by the user that produces an alternative to traditional methods in spatial production. The production of space by the user also questions the authority of the architect, who is regarded as the "producer of the space". Therefore, it is thought that the examples where the architect is in a user-related position also have potential with regards to alternative ways of producing space. Consequently, the architect who creates space for the user and the user emerge as important actors for alternative ways of producing space. In this thesis, the definition of differantial space, a notion that is coined by Henri Lefebvre who explains the spatial production as a process, constitutes the conceptual infrastructure. This notion is used because of its potential for an alternative spatial production. Lefebvre is preferred within the relevant spatial literature since he describes space as a process rather than perceiving it as a static object and sees this process as a social production. His explanation allows the transition from a rigid, untouchable, self-existent understanding of space to a lived space concept, and the space that is shaped by lived experience also constitutes a potential for breaking the hierarchical system in the design practice. Differential space also has the potential for resistance to hierarchical structures within the city and architecture. It is considered an alternative way of spatial production that can be formed by the change of designing and realization methods both inside and outside the design practice. The conceptual set proposed by Lefebvre in order to create spaces of difference is considered within the framework of the user and the architect depending on the user. In this context, the user is seen as the liberating actor of space production in the design practice. Thus, Lefebvre's conceptual set is chosen for this study. This set is: solidary relations of production, simultaneous production and use, need/desire and imagination, usage, occupation, and appropriation. Each concept contains content related to the other concepts, so the axes are not seen as a definite dividing tool. With that, examination of the samples in the third part are aimed to be easier. While examining the samples, two different actors are used as an examination tool: first, the user-user and user-space relations are examined, then the methods of the architect as an actor liberated by the user are examined. Thus, the two-layered structure established by the conceptual set, consisting of actors and actions, is revealed. Chosen concepts can be explained as the following: solidary production relations refer to the production of collective or solidary space by joint actions. When creating a space with solidary production relations, the space can be realized with a cooperation between the users, as well as by cooperation between the architect and the user. Simultaneous production and use refers to the lack of expertise in space production, which can also be understood as space production arising from usage and needs. The production of space with the absence of specialization also references participatory practices. Need/desire and imagination: Need is the motivation that brings about the usage and it becomes desire as time passes, and imagination allows realization of the space created by the dialectic of need and desire. Usage, occupation, ownership: Usage can be defined as theatricalization, the emergence of potential energy and the emergence of desires. Ownership, similar to usage constitutes a contradiction, and the domination established on space becomes ownership in different spaces. Among the alternative food production practices operating in Istanbul, Piyalepaşa Kent Bostanı (Piyalepaşa City Garden), Kuçe Yemek Kolektifi (Kuçe Food Collective) and Çatı Çiftliği (Roof Farm), were selected for examination as they are thought in the third chapter to constitute alternative spatialities. On-site observation and interview with users and participants are the methods used to study the selected samples. First, characteristics of the sample (physical, organizational) are put forward, and then the sample is examined with conceptual axes defıned in the second section, which allow us to understand space as a process. While examining the samples a drawing method, in which each color and conceptual axes are matched to allow understanding of life through photography, was used. Differentiation of this method from traditional architectural representation was especially preferred and visualization of differentiated space creation methods was given importance. After examination, each sample's unique resistance method, life, organization style were discovered and the findings were diagrammed to allow a comparative reading. As a result, it can be said that the samples examined within the scope of the thesis produce a resistance or offer an alternative method in the city. While Piyalepaşa Kent Bostanı is a place that generates resistance against construction activities in the city, Kuçe Food Collective produces resistance against gentrification in the city, and the roof farm offers an alternative to the density of buildings in the city. Each practice has its own unique form of organization, and they do not produce equally hierarchical and participatory organizations and spaces. In all of the samples examined, it can be seen that the production of space is realized by actions. This cyclic state leads us to the conclusion that space and actions feed each other. Thus, it is possible to discuss the potentials of living to create space.