Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı / Peyzaj Mimarlığı Bilim Dalı

An evaluation on urban agriculture practices in Sao Paulo and Istanbul

İstanbul ve Sao Paulo'da yapılan kentsel tarım faaliyetleri üzerine bir değerlendirme

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 531239 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Urban agriculture, the cultivation of land within city limits for purpose of food supply, has been practiced from time immemorial as a source of food for the inhabitants of the cities, but has become a prominent subject of study in modern times, when the boundaries of city and countryside have become more identified and their distance more marked, urbanization has become more intense and citizens have started to experience unique difficulties in the quality of their life and the access to healthy food. It is often claimed that urban agriculture can solve the problem of hunger and food supply for large cities. This thesis aims to verify the effectiveness of urban agriculture in solving the problems created by modern urbanization by observing examples from two developing cities. This thesis questions the effectiveness of urban agriculture in large scale applications and looks for examples that urban agriculture can be an all-compassing solution to the problems of food supply and sustenance of the whole population of the cities. Urban agriculture is unlikely to turn any city or most households fully self-sufficient in all of the food which they may require. (Mougeot,2000) The thesis consists of two main parts, theoretical framework and case study developed in four sections. Section one consists of a general introduction with a brief summary of the current problems, and solutions and the methodology of the study. In section two, there is a brief introduction to urban agriculture and hypothesis found in much literature with recent examples. Sao Paulo and Istanbul have been chosen because there is a large literature on urban agriculture in developed countries but not in developing countries, and their size in poverty present specific challenges to the food supply to their citizens. Section three makes a comparison between Sao Paulo and İstanbul and talks about the urban agriculture activities in and presents urban agriculture examples from different parts of the city. In the last section, conclusions and recommendations are presented. Academic researches and the actual application of urban agriculture in practice seem to point out that full self-reliance of cities in food production is unlikely: apart from exceptional situation dictated by emergency in case of war, no example of selfrelying cities exist and the percentage of land required to be dedicated to food production would be so large that self-reliance, thou possible, does not seem the immediate purpose of urban agriculture. This research postulates that, on the other hand, urban agriculture, when well planned, can provide employment and relief to large part of the poorer population of large cities, in relatively large scale and in a continuous sustenance. High degrees of food self-reliance are easier to achieve at smaller scales (specific city districts, income groups, households) and for specific food items. (Mougeot,2000) In the case study, with this aim, this research examines urban agriculture in Sao Paulo and Istanbul, two exceptionally large cities in developing countries, with striking similarities in their challenges and potential. Istanbul, the oldest of the two, has experienced Urban Agriculture since classical times, and still preserves example that provide food supply and income generation for families of immigrants from rural Anatolia. For the purpose of this research, these sites have been visited and interview have been conducted with the actors of these gardens. The thesis confirms their endurance, but also how lack of planning and support, a non-sustainable model and missed cooperation between the private and public make the survival of these realities questionable. Sao Paulo has experienced large urbanization in much more recent times and in many ways has much larger problems of poverty and hunger than Istanbul. In such context the thesis has identified and researched at least one remarkable example, the NGO Cidades Sem Fome, offering a working model of urban agriculture that produces food supply and generates income for a sizable number of impoverished families in a sustainable and scalable project. This model not only survives but thrives and expands, and offers a model of development for other countries, potentially also Turkey. The thesis explored this reality with parallel interview and questionnaires with those of the gardens in Istanbul, and highlights their similarities but especially their differences. Therefore, the conclusion of this thesis is that urban agriculture might not offer an all-encompassing solution to the problem of Urbanization, but examples of simple urban cultivation can offer the possibility of food generation and self-sustenance, and access to healthier food, for the poorest inhabitants of the city. This can be achieved with good planning, private initiative, clear property rights and contractual obligations, and with the support if not the active involvement of the public sector.

Summary:

Gıda temini amacıyla toprağın şehir sınırları içerisinde ekilmesi olarak tanımlanan kentsel tarım, geçmişten günümüze şehir sakinleri için besin kaynağı temini amacıyla yapılan bir uygulamadır. Ancak şehir ve kırsal alanın sınırlarının netleşmesi, kentleşmenin daha belirgin hale gelmesi, şehir sakininin hayat kalitesinde ve sağlıklı besine ulaşmasında benzersiz güçlüklerle karşılaşması ile günümüzde önemli bir çalışma konusu haline gelmiştir. Günümüzde yapılan birçok araştırmada, kentsel tarımın büyük şehirler için açlık ve gıda tedarik sorununu çözebileceği öne sürülmektedir. Bu tez, kentleşmenin iki gelişmekte olan şehirden örnekleri gözlemleyerek, kentsel tarımın modern kentleşmenin getirdiği problemleri çözmekteki etkinliğini doğrulamayı amaçlamaktadır. Bu tez, kentsel tarımın büyük ölçekli uygulamalardaki etkisini sorgulamaktadır. Kentsel tarımının, kent nüfusunun beslenme sorunlarına karşı tam kapsamlı bir çözüm olabileceği örnekler üzerinde durmaktadır. Mouget'nun 'Cities Feding People Series' raporlarında belirttiği gibi; kentsel tarımın, herhangi bir halkı veya hane halkının ihtiyaç duydukları tüm gıdalarda tamamen kendi kendine yeterli hale getirmesi olası değildir. Tez, teorik çerçeve ve örnek olay incelemesi kapsamında 4 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, mevcut sorunların kısa bir özetini, çalışmanın çözümlerini ve metodolojisini içermektedir. İkinci bölümde, kentsel tarım ve literatürdeki güncel örnekleri içeren hipotezlere genel bir giriş yapılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde kentsel tarım üzerine birçok uygulamaya rastlanmaktadır. Sao Paulo ve İstanbul gibi gelişmekte olan, yoksulluk ve gıda tedariki konusunda problemli şehirlerde yapılan çalışmalar ise daha az rastlanmaktadır. Üçüncü bölümde Sao Paulo ve İstanbul arasında bir karşılaştırma yapılarak, kentsel tarım faaliyetlerinden bahsedilmekte ve şehrin farklı bölgelerinden kentsel tarım örnekleri sunulmaktadır. Son bölümde ise sonuçlar ve öneriler sunulmuştur. Birçok literatür ve araştırma tarafından kentsel tarımın, kent nüfusunun gıda arzına ve beslenme sorunlarına karşı tümüyle cevap veren bir çözüm olabileceği iddia edilmektedir. Ancak, kantitatif araştırmalar ve kentsel tarımın uygulamaları, gıda üretimindeki şehirlerin tam anlamıyla kendine yetebilmelerinin mümkün olmadığını göstermektedir: Savaş durumunda olağanüstü halin dikte ettiği istisnai durumlar haricinde, kentsel tarım yoluyla kendi kendine yeten şehirlere dair hiçbir örnek yoktur. Şehirlerin kendine yetebilmesi için gıda üretimine adanmış toprakların yüzdesi oldukça büyük olmalıdır ve bu da kentsel tarımın hedeflediği birincil amaçlardan değildir. Sao Paulo 'ya kıyasla tarihi çok daha eskiye dayanan İstanbul, geçmişten bugüne kentsel tarımı tecrübe etmiş ve halen Anadolu'dan gelen göçmen aileleri için gıda temini ve gelir sağlayıcı kent içi tarıma örnekler sunmaktadır. Bu araştırma çerçevesinde belirlenen kentsel tarım uygulama alanları ziyaret edilmiş ve bu bahçelerin aktörleri ile görüşme yapılmıştır. Çalışma, bu alanların devamlılığını doğrulamanın yanında, planlama ve destek eksikliğinin, sürdürülebilir olmayan bir modelin ve özel-kamusal arasındaki cevapsız iş birliğinin bu faaliyetlerin hayatta kalmasını nasıl sorgulayabildiğini de göstermektedir. Sao Paulo, çok daha yakın zamanlarda geniş çaplı kentleşmeyi tecrübe etmiş ve birçok yönden, İstanbul'dan daha büyük yoksulluk ve açlık sorunları yaşamaktadır. Bu bağlamda tez, en az bir dikkate değer örneği tespit etmiş ve araştırmıştır. Sivil toplum örgütü Cidades Sem Fome, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir projede önemli miktarda yoksul aileye gelir sağlayan ve gıda arzı üreten bir kentsel tarım modeli sunmaktadır. Model başarılı sürdürülebilirliğinin yanında diğer ülkeler ve Türkiye için potansiyel bir gelişim modeli sunmaktadır. Çalışma, bu modeli görüşme ve anketlerle İstanbul'daki örneklerle kıyaslayarak, benzerliklerini özellikle de farklılıklarını araştırmaktadır. Bu nedenle, bu tezin sonucunda kentsel tarımın kentleşme sorununa çok kapsamlı bir çözüm sunma konusunda yetersiz kaldığı ancak basit zirai yetiştirme örnekleri ile gıda üretimi ve kendi kendine yetme olanağı sunabildiği ve şehrin fakir nüfusu için daha sağlıklı gıdalara erişim sağlayabildiği ortaya konmaktadır. Öte yandan bahsi geçen model ile kamu sektörünün aktif katılım ve desteği olmasa da iyi bir planlama, özel inisiyatif, açık mülkiyet hakları ve sözleşme yükümlülükleri ile başarı sağlamak mümkündür.