Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalı / Endüstri Mühendisliği Bilim Dalı

An interval valued pythagorean fuzzy quality function deployment method and its application to solar photovoltaic technology development

Pisagor bulanık kalite fonksiyon göçerimi ve fotovoltaik güneş paneli tasarımı uygulaması

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 531452 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Quality function deployment (QFD) is a focused methodology for carefully listening to the voice of the customer and then effectively responding to those needs customer requirements (CRs) and expectations through design requirements (DRs). In classical QFD, exact numbers are used to determine the priorities of the CRs and the position of the company among the competitors. However, vagueness and impreciseness are inevitable uncertainties in these kinds of human evaluations, which are generally realized by linguistic terms. In this thesis, the uncertainty in design processes are captured by a relatively new extension of ordinary fuzzy sets, Pythagorean fuzzy sets (PFS), aiming at presenting a larger domain to experts for assigning a membership degree and a non-membership degree together with their hesitancy. All the evaluation processes in the house of quality (HOQ) are performed based on interval-valued PFS (IVPFS) and present some novel definitions for measuring and prioritizing CRs and DRs, and determining the position of the company among the competitors. An application of the proposed PF-HOQ model for solar photovoltaic (PV) technology development is given. The hypothetical case study is based on three cutomers' and three experts' evaluations. The HOQ is built by considering 6 CRs and 8 DRs. Some optional parts of a HOQ such as correlation matrix, organizational difficulty, directions of improvement and competitor analysis are also taken into consideration. The thesis is organized as follows. Section 1 is the introduction part. Section 2 introduces the concepts of QFD. Section 3 presents a literature review on Fuzzy QFD (FQFD). Section 4 gives the preliminaries for PFSs. Section 5 develops an IVPF QFD Model. Section 6 illustrates the application of the proposed model on solar photovoltaic technology development. Section 7 concludes the paper with future directions.

Summary:

Günümüz rekabetçi piyasalarında ister üretici ister servis sağlayıcısı tüm şirketlerin varlık ve büyümelerini sürdürebilmek adına müşteri ihtiyaçlarına en kapsamlı ve hızlı şekilde cevap vermesi zorunluluğu kaçınılmaz bir hal almıştır. Rakipleri arasında hayatta kalmak isteyen şirketler için sürekli değişen ve yüksek çeşitliliğe sahip müşteri taleplerine devamlı olarak yanıt verebilmek ve sektörel yeniliklere ayak uydurabilmek büyük önem arz etmektedir. Teknolojik gelişmeler ve müşteri beklentilerine göre kişiselleştirilmiş ürün yelpazeleri talebi, şirketlerin global marketlerdeki rekabet avantajlarını korumaları amacıyla satış ve karlılıklarını arttırabilmeleri için daha düşük üretim maliyeti ve hazırlık süresiyle daha yüksek kaliteye ulaşmalarıyla doğrudan ilişkilidir. Modern dünyanın tüketicileri artan teknoloji kullanımı ve küreselleşmenin getirisi olarak geçmişte hiç olmadığı kadar yüksek beklenti ve standartlara sahip hale gelmiştir. Üreticiler için estetik yaklaşımlar, kullanılabilirlik, ulaşılabilirlik gibi müşteri gereksinimleri (MGleri) üretilebilirlik, teknolojik olurluluk, işlevsellik gibi teknik özellikler (TÖler) arasındaki dengeyi sağlamak hayati önem taşır. Tüm MGlerini aynı anda karşılamak reel dünyada pek de mümkün olamadığından tüm şirketler sundukları tüm ürün veya hizmetler için daha tasarım aşamasındayken bir öncelik sırası belirlemelidir. Bu bilgiler ışında MGlerini TÖlere yansıtma amacıyla faydalı bir ürün tasarım ve geliştirme tekniği olan Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) 1996 yılında geliştirilmiş ve birçok kuruluşta uygulamacılar tarafından kullanılırken pek çok araştırmaya konu olmuştur. Yoji Akao tarafından geliştirilip ilk olarak 1972'de Mitsubishi Ağır Sanayi Kobe Tershaneleri'nde uygulamaya konmuş olan KFG genel hatlarıyla MGlerinin dinlenerek TÖler belirlenirken hesaba katılmasına dayalı bir planlama aracı olarak tanımlanabilir. Bugüne kadar çok geniş bir yelpazede kendine uygulama ve araştırma alanı bulmuş olan KFGnden en sık ürün tasarımı, kalite yönetimi, karar verme gibi alanlarda faydalanılmıştır. KFGnin hem üretim hem de hizmet sektörlerinde kullanılması karşın yoğunlukla yazılım sistemleri, imalat, taşımacılık, tedarik zinciri, iletişim ve hizmet sektörlerinde ele alındığı görülmüştür. Ayrıca KFGnin en sık kullanıldığı süreçleri pazarlama, planlama, tasarım, üretim ve satış olarak sıralamak mümkündür. KFGnin şirketlere sağladığı birçok avantaj bulunmaktadır. Yüksek müşteri memnuniyeti, şirket içi ekipler arası gelişmiş iletişim olanağı, artan ürün kalitesi, etkin süreç yönetimi, şirket gelirlerinde yükselme, üretim maliyetinde düşüş ve daha kısa ürün tasarlama süresi bunlardan başlıcalarıdır. KFG süreci dört aşamadan oluşur. Her bir matrisin çıktısı kendisinden sonra gelen matrisin girdisini oluşturur. Dört aşama da birer matrisle ifade edilir. Aşamaları ürün planlama, parça planlama, süreç planlama ve üretim planlama olarak sıralamak mümkündür. Abdolshah ve Moradi (2013)'ye göre çoğu şirket ve araştırmacı KFGnin dört aşamasından yalnızca ilki olan ürün planlamayı uygulamaktadır. Bunu zaman ve maddi imkân kısıtlarına bağlamak mümkündür. Her bir adımın şirketteki yetkili departmanlar tarafından yönetilmesi elde edilecek sonuçların başarısı açısından önem arz etmektedir. Üretim planlamanın pazarlama, parça planlamanın mühendislik ve tasarım, süreç planlamanın üretim ve üretim planlamanın kalite departmanları tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Girdileri MGleri ve çıktıları TÖler olan ilk matris çatısıyla birlikte bir evi andırdığından kalite evi olarak adlandırılır. Bu adım diğer tüm aşamaları doğrudan etkileyeceğinden sonraki basamakların doğru ve tutarlı olabilmesi için bu adımın hatasız uygulanması büyük önem taşımaktadır. Kalite evinin bileşenleri zorunlu ve opsiyonel olmak üzere iki kısımda incelenebilir. Zorunlu kısımlar MGleri, TÖler, MGleri önem dereceleri, TÖler arası korelasyon matrisi ve kalite evinin gövdesini oluşturan MGleri ile TÖler arasındaki ilişki matrisi iken opsiyonel bileşenler Iqbal ve diğerleri (2016) tarafından rakip analizi, satış noktası verileri, MGleri arası korelasyon matrisi, uygulanabilirlik değerlendirmeleri, geliştirilme zamanı gibi bölümler olarak belirlenmiştir. Yine aynı çalışmalarında bu tercihe bağlı kısımların çoğu araştırmacı ve uygulamacı tarafından neden oldukları ekstra maliyet ve zaman gereksiniminden dolayı ihmal edildiklerine dikkat çekmişlerdir. Ayrıca sahip oldukları ölçüm zorlukları ve kalite evinin diğer zorunlu parçalarıyla entegre edilme zorlukları da yine uygulama alanlarının kısıtlı olmasına yol açmıştır. Ne var ki bu bölümlerin göz ardı edilmesi birçok açıdan sakıncalıdır. Ekstra bilgi sağlayan bu alanlar final sonuçlarını doğrudan etkileyeceği gibi hesaba katılmadıkları taktirde kalite evinden yanlış sonuçlar elde edilmesine de neden olabilir. Örneğin korelasyon matrisinde pozitif ilişkili iki TÖten birini iyileştirmek diğerini doğrudan etkileyeceğinden, bunun bilinmesi her iki TÖ yerine biri üzerine yoğunlaşarak gereksiz yere harcanacak ekstra zaman ve maliyetten kaçınmak anlamına gelebilir. Bu çalışmanın literatüre kazandıracağı yeniliklerden biri de kalite evinde bulunması zorunlu olmamasına rağmen eksikliğinin veri kaybına yol açacağı korelasyon matrisi, geliştirilme yönü, organizasyonel zorluk, TÖlerin hedef değerleri, müşteri değerlendirmelerine göre rakip analizi ve TÖlere göre rakip analizi gibi opsiyonel kısımları da değerlendirmeye alarak özgün yöntem ve formüller sunmasıdır. Kalite evinin kurulabilmesi için gereken MGlerinin toplanması genellikle anket, yüz yüze görüşme, odak grubu çalışmaları aracılığıyla olmaktadır. MGlerinin elde edileceği gruplar müşteriler veya son kullanıcılar olabileceği gibi ürün geliştirilmesinde taleplerini dile getiren uzmanlar ya da araştırmacılar da olabilir. Bu kanallarla toplanan taleplerde müşteriler genellikle kesin ve keskin sayısal veriler yerine sözel ifadeleri tercih ettiğinden cevaplar belirsiz, öznel ve bulanık olma eğilimi göstermektedirler. Bu durum da taraflı ve hatalı sonuçlara sebebiyet verebilmektedir. Klasik KFG bu noktada yetersiz kaldığından 1965 yılında L.A. Zadeh'in bulanık kümeler teorisini ortaya koymasıyla birlikte uygulamacılar tarafından Bulanık KFG (BKFG) yaklaşımı geliştirilmiştir. Klasik KFGnde sıklıkla kullanılan 1-5 arası kesin sayılı önem derecesi skalası bir kısım bilginin kaybına neden olabilmektedir. Oysa BKFG kesin sayılar yerine kesin veya tam olmayan sözel verileri kullandığından, bulanık kümelerin yardımıyla sayısal kesinliğe yaklaştırılabilir. Klasik KFGne oranla BKFGnin daha etkili, güvenilir, tutarlı ve anlamlı olduğuna dair literatürde görüş birliği bulunmaktadır. Literatürde bu belirsizlikle baş etmede kullanılan yöntemler genellikle bulanık kümelerle ilişkilendirilmiştir. Geçtiğimiz son yirmi küsur yılda normal bulanık kümeler Tip-2 bulanık kümeler, sezgisel bulanık kümeler, Pisagor bulanık kümeler ve nötrosofik kümelere genişletilmiştir. Bu çalışmada tüm sözel terimler Pisagor bulanık kümelerle gösterilmiştir. Pisagor bulanık kümelerin henüz başka hiçbir çalışmada KFG ile beraber veya ürün geliştirme amacıyla kullanılmamış olması da bu çalışmanın yenilikçi ve özgün yönlerinden biridir. Çalışmada öncelikle içerikle ilgili terimler hakkında bilgi verilmiş ve sonrasında BKFG hakkında kapsamlı bir literatür taramasıyla devam edilmiştir. İncelenecek yayınlarda en çok alıntı yapılma, en güncel olma gibi bazı kriterler gözetilmiştir. Çalışma Pisagor Bulanık Kümeler hakkında bilgiler sunularak devam etmiştir. Burada çalışma boyunca kullanılacak formüllere ve bulanık kümelerdeki bazı işlemlere yer verilmiştir. Ardından ortaya konan özgün BKFG modeli açıklanmış ve basamaklar halinde tüm aşamalar sunulmuş, özgün formüller ortaya konmuştur. Bu kısım iki bölümden oluşmuş, ilkinde KFGnin yukarıda açıklanan korelasyon matisi, organizasyonel zorluk, geliştirilme yönü gibi opsiyonel kısımları da hesaba katılarak MGleri ve TÖler arasındaki ilişkiler analiz edilmiş, TÖlerin önem sıralamalarına ulaşmak için bir metot önerilmiştir. İkinci kısımda ise MGleri ve TÖler bazında rakip analizi yapılarak iki kriteri ortak olarak ele alacak şekilde söz konusu şirketler için sıralamaya gidilmiştir. Çalışmanın ilerleyen kısmında ortaya konan bu BKFG yöntemi, Fotovoltaik Güneş Paneli uygulamasıyla örneklendirilmiştir. 3 müşteri ve 3 uzmanın görüşüne dayanan, 6 MG ve 8 TÖ ile bir kalite evi oluşturulmuş, önceki bölümde verilen aşamalar adım adım uygulanarak tüm TÖlerin öncelik dereceleri sıralanmıştır. Ardından 3 şirket için müsteri değerlendirmelerine göre rakip analizi yapılmıştır. Çalışma elde edilen sonuçların değerlendirmesiyle sonlandırılmıştır.