Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Jeofizik Mühendisliği Anabilim Dalı

Anadolu depremlerinde kırılma sürecinin sonlu fay modelleri ile incelenmesi

Investigation of repture processes in Anatolian earthquakes with finite-fault models

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 121191 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

ÖZET ANADOLU DEPREMLERİNDE KIRILMA SURECİNİN SONLU FAY MODELLERİ İLE İNCELENMESİ Hartzell ve Heaton (1983) tarafından geliştirilmiş bir sonlu-fay doğrusal ters çözüm metodu önemli can ve mal kayıplarına sebeb olmuş beş Anadolu depreminin uzak-alan P ve SH dalga şekillerine uygulanarak bu depremlerin kırılma alanlarını temsil eden iki boyutlu fay düzlemleri üzerinde kayma dağılımları bulunmuştur. Ters çözümde zaman-penceresi yaklaşımı da kullanılarak fay modelleri üzerinde yerdeğiştirme yükselim-zaman fonksiyonları ve kırılma hızlarının uzay-zaman ortamı değişimlerine olanak sağlanmıştır. Ters çözüm çok-segmentli ve değişken kayma vektörü açılı (rake açılı) model parametrizasyonlarını da içermektedir. Model fay düzlemleri kaymanın ve kayma vektörü açılarının uzaysal dağılımının en küçük kareler ters çözümüyle belirlenebilmesi için eşit boyutlarda fay parçalarına ayrılmışlardır. Çalışmada incelenen depremler (1) 1 Ekim 1995 Dinar (Mw=6.2), (2) 27 Haziran 1998 Adana depremi (Mw=6.4), (3) 17 Ağustos 1999 îzmit (Mw=7.6), (4) 12 Kasım 1999 Düzce (Mw=7.1) ve (5) 6 Haziran 2000 Orta (Mw=6.0) depremleridir. Sonlu-fay modellemeleri çalışmada incelenen tüm depremler için oldukça heterojen kayma dağılımları ortaya çıkarmıştır. İncelenen depremlerin çalışmada belirlenen en önemli kaynak özellikleri şu şekilde sıralanabilir. (1) 1995 Dinar depremi büyük olanı Dinar ilçesinin KB'sında yer alan ve 41 cm en büyük kayma değerine sahip iki pürüzün kırılması nedeniyle meydana gelmiştir. (2) 1998 Adana depremi alt- kabuktaki kırılmasıyla öne çıkmaktadır. Bu depremin kırılması 41 cm Tik en büyük kayma değeriyle 15 km'den daha derinde gerçekleşmiştir. Yapılan modellemeler bu depremin önceden önerildiği gibi KB eğimli Göksu Fay Zonu (GFZ)'ndaki kırılma sonucu değil de GFZ'nin olası bir kolu olabilecek GD eğimli gömülü bir faydaki kırılma sonucu oluştuğunu önermektedir. (3) Fay geometrisi 1999 îzmit depreminin kırılma ilerleyişi ve kayma dağılımı üzerinde belirleyici bir etken olmuştur. Bu depremde ana deformasyon serbestlenmesi (en büyük kayma değeri 768 cm) Gölcük ve Akyazı ilçeleri arasında gerçekleşmiş ve kırılma göreceli olarak düşük bir kayma büyüklüğüyle Hersek deltasının yaklaşık 10 km kadar batısına ilerlemiştir. (4) 1999 Düzce depremi genel olarak en büyük kayma değeri 596 cm olan bir pürüzün kırılması ile oluşmuştur. Kırılma çift taraflı olup batıda Eften Gölü fay-basamağını 10 km aşmış ve bu kısımda 300 cm kadar kayma meydana gelmiştir. (5) İncelenen depremler arasında magnitüdü göz önüne alındığında 6 Haziran 2000 Orta depremi en heterojen kayma dağılımına (en büyük kayma değeri 42 cm) ve kayma vektörü açısı değişimine sahiptir. Bu depremde ana kırılma odak ve odağın eğim yukarısındaki bölümde gerçekleşmiş ve kırılma çoğunlukla kuzey yönünde ilerlemiştir. XVI

Summary:

SUMMARY INVESTIGATION OF RUPTURE PROCESSES IN ANATOLIAN EARTHQUAKES WITH FINITE-FAULT MODELS A linear finite-fault inversion procedure developed by Hartzell and Heaton (1983) is applied to the teleseismically recorded P and SH waveforms of the five large Anatolian earthquakes to find their detailed coseismic slip distributions over the representative two-dimensional model faults. The finite-fault inversion procedure also includes time window approach, which allow variable rise time and rupture velocity on the model faults, and involves multi-segment and variable rake model parameterizations. The model faults are divided into equal-size subfaults for spatial distribution of slip and rake angles, which are retrieved through fitting the observed and synthetic seismograms in a least-squares sense. The earthquakes investigated include (1) October 1, 1995 Dinar (Mw=6.2), (2) June 27, 1998 Adana (Mw=6.4), (3) August 17, 1999 Izmit (Mw=7.6), (4) November 12, 1999 Düzce (Mw=7.1) and (5) June 6, 2000 Orta (Mw=6.0) earthquakes. The modelings yield very heterogeneous coseismic slip for all of the events studied. The most striking features of the earthquake sources determined in this study are as the following. (1) The Dinar earthquake of 1995 was due to rupture of the two asperities, larger of which located to the NW of Dinar town with peak slip of 41 cm. (2) The Adana earthquake of 1998 is unique in terms of its rupture in the lower crust. Its rupture was confined to the depths below 15 km with a peak slip of 41 cm. This study has also suggested that the earthquake did not ruptured a NW dipping fault in the Göksu Fault Zone (GFZ) as has been reported previously, rather it ruptured a SE dipping blind fault, which could be a split or branch fault of the GFZ. (3) Fault geometry has significant effects on the both rupture propagation and slip distribution of the İzmit earthquake of 1999. Main seismic deformation release (with peak slip 768 cm) for this event occurred in the east of the hypocenter. The main rupture in this earthquake occurred between Gölcük and Akyazi, and passed west of the Hersek delta for about 10 km with relatively low slip amplitude. (4) The main rupture of the 1999 Düzce earthquake was due to the failure of a large asperity located on the Düzce fault with a peak slip of 596 cm. Rupturing in this earthquake also bilateral and crossed the Eften Lake step-over in the west for about 10 km, where a displacement as much as 300 cm took place. (5) Among the earthquakes studied, the Orta earthquake of 2000, has the most heteregeneous slip (42 cm peak slip) and rake distribution compared to its magnitude. The main rupture areas in this earthquake were located at and down dip of the hypocenter and the rupture propagated mostly to the North. XVII