Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı / Peyzaj Mimarlığı Bilim Dalı

Analyzing the stance of design against traumatic situations through crisis landscapes

Tasarımın travmatik durumlar karşısındaki duruşunun kriz peyzajları üzerinden incelenmesi

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 511784 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

It is a fact that people dwell in built environments. At least partly they project and build themselves. Interpreting, interpreting and responding to objective environmental circumstances according to cultural perceptions of human, cultural, social and communal demans and requests. Worldwide economic and social evolution is often affected by unusual incidents. Internal and external dynamics that can be separated as physical, social, economic and political created the built and non-constructed environment. In these thesis the forces which become crisis when the situation has a revolutionized impact on built environment and consequently on lifestyles, are handled in a different point of view. Within these thesis, crisis refers to both natural disasters and antropogenic situations and the group of words "crisis landscape" refers to the re-formed topography / environment / the piece of earth that fades to surface and structure and that has marked indefinitely by the embedded crisis. Disasters have changed the view of the World. It is the intersection of non physical facts. It is the gathering of continuous violations of economic, social and environmental brinks. Every location on earth is in danger of disasters, so it is not possible to avoid the risk of damage. Alternatively, it is important to balance the risk of damage through designing and building processes like siting, land use and zoning. Science, engineering and planning have proven to be very successfull in convincing people that they can indeed defend themselves against the forces of nature. This has been accompanied by an understanding of the landscape, in which danger is a calculable risk and points of orientation can be identified that can mark such risks. The titles collected here develop a critical approach to landscape from different disciplinary perspectives (geography, city planning, and aesthetics). Through this variety of conceptual and disciplinary lenses, the landscape appears in all its complexity, as a heuristic device not only for asking questions about the present crisis, but also for searching for answers to the contradictions of the present.

Summary:

İnsanlar yapılı çevrelerde yaşar. Başka bir deyişle, insanların, başka insanlar tarafından tasarlanıp, inşa edilen yapılı çevrelerde yaşadıklarını söyleyebiliriz. İnsan, kültürel, ve sosyal ihtiyaçlarına, arzularına, algılarına göre nesnel çevre koşullarını anlamlandırır, yorumlar ve yanıtlar. Dünya çapındaki ekonomik ve sosyal gelişim, genellikle olağanüstü olaylar nedeniyle kesintiye uğrar. Yapılı ve yapılı olmayan çevre, fiziksel, sosyal, ekonomik ve politik olarak sınıflandırılabilecek bir dizi iç ve dış föktörler tarafından şekillenir. Bu tezde, yapılı çevre üzerinde ve dolayısıyla yaşam tarzları üzerinde devrim niteliğinde bir etkiye sahip olduğunda krize dönüşen faktörler, farklı bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Çalışma boyunca, bahsi geçen kriz kelimesi, doğal ve antropolojik felaketlere ithafen, kriz peyzajları kelime grubu ise kriz sonrası ayakta kalan ya da yeniden şekillenen topoğrafya / çevre veya toprak parçasına ithafen kullanılmaktadır. Çoğu felaket, dünyanın görünüşünü değiştirmiştir ve değiştirmeye devam etmektedir. Dünyanın değişimine etki eden bu felaketler genelde fiziksel olmayan diğer faktörlerin kesişimiyle, ekonomik, sosyal ve çevresel eşiklerin sürekli ihlalinin bir araya gelmesi ile oluşur. Yerküre üzerindeki her bir lokasyon, afet riski taşır, bu nedenle, hasar tehditinden tamamen kaçınmak imkansızdır. Bunun yerine, tasarlarken ve inşa ederken olası tehlikeleri düşünerek tasarlamak ve tasarım içinde bu riskleri dengelemek önemlidir. Dengeleri oluşturmak, konumlandırma, arazi kullanımı ve imar ile başlar. Bilim, mühendislik ve planlama, insanları, doğanın güçlerine karşı kendilerini savunabilecekleri konusunda ikna etmede çok başarılı olduklarını kanıtlamıştır. Bu farkındalık, tehlikenin hesaplanabilir bir risk olduğu ve bu risklerin peyzaj içine gömülerek, çeşitli oryantasyon noktalarının tanımlanabileceği; üst peyzaj anlayışı ile birlikte pekişmiştir. Tez çalışması içinde toparlanan başlıklar, farklı disipliner perspektiflerden (coğrafya, şehir planlaması, ekoloji, estetik vb.) yararlanarak, peyzaja ve yapılı çevreye eleştirel bir yaklaşım geliştirir. Bu farklı kavramsal ve disipliner bakış açıları aracılığıyla, peyzaj tüm karmaşıklığı içinde, yalnızca mevcut kriz hakkında sorular sormak için değil, aynı zamanda günümüzün çelişkilerine cevap aramak için de bir sezgisel aygıt olarak görünür. Çalışmanın ilk bölümünde kriz peyzajları anlatımı ile genel konu özeti anlatılması hedeflenmiştir. İkinci bölümde ise; dünyanın görünümünü ve insanların felaketlere bakış açısını değiştirmiş 'ünlü' doğal ve antropojenik krizler ve bu krizler esnasında ve sonunda ortaya çıkan kriz peyzajları ele alınmıştır. Krizler tarihsel oluşum, gündelik yaşam ve peyzaja etkileri, arazi formuna yansımaları ve uzun dönem etkileri ele alınarak işlenmiştir. Tez çalışması kapsamında Büyük Lizbon Depremi modern çağın bilinen ilk doğal afeti olarak, Büyük Buhran; ekonomik kriz sonucu ortaya çıkmış sosyolojik bir felaket ve dünya ekonomisinin ne kadar düşebileceğinin trajik bir örneği olarak, Dust Bowl; bir tarım politikası başarısızlığı sonucunda ortaya çıkmış ekolojik bir felaket örneği olarak ele alınmıştır, kriz aynı zamanda Amerikan tarihinin en kötü ve uzun süreli çevresel felaketi olarak da bilinir. Bölünmüş şehir Berlin, politik bir kriz sonucunda ortaya çıkan sosyolojik bir felaket, bir sistem hatası olarak ele alınmıştır. Birleşmiş Milletler Yeşil Hat, politik bir anlaşmazlık sonunda ortaya çıkmış sistemik bir kriz ve günümüz itibari ile ekolojik olarak iyi bir sonuç oluşturmuş bir örnek olarak ele alınmıştır. "Kriz Peyzajlarının, Krizin Etkilerinin Süresine Göre Sınıflandırılması" başlıklı üçüncü bölümde sonlu olaylar ve sistem hataları alt başlıklarında kriz peyzajları açıklanmıştır. Bunlardan ilki, doğal felaketler, nükleer serpintiler gibi antropojenik durumlar veya silahlı çatışma ile hasar bırakan sonlu olayların sonucudur. İkincisi, sistemik hatalardan kaynaklanan kriz manzaralarıdır. İki tür arasındaki kritik fark, her bir türün etkilerinin süresidir. Dördüncü bölümde kriz peyzajlarının baş etkilenenleri; yaşayan canlılar ve yapılı çevre başlıkları altında irdelenmiştir. Beşinci bölümde tasarım tabanlı eylemler ile kriz peyzajlarına çözüm önerileri ele alınmıştır. Afet öncesi ve sonrası tasarımın kriz yönetimindeki rolleri irdelenmiş, uzun vadeli bir kazanç elde etmek için, tasarım yoluyla sosyal, doğal ve ekonomik güçlerin organize edilmesi tartışılmıştır. Son bölümde mesleki performansın kriz durumlarındaki boşluğu doldurmadaki yeterliliği ele alınmıştır. Bir topluluk bir felakete uğrarsa, manşetleri oluşturan ölüm ve fiziksel tahribat, genellikle hayatta kalanların duygusal bağları ve sosyal bağlarına ve destek ağlarına verdiği zarardan daha derin olur. Mimarlar, planlamacılar ve kentsel tasarımcılar, yeniden inşa sürecine katılmaya çağrılır. Bunu yaparken, meslek profesyonelleri, sosyal, duygusal ve fiziksel süreçlerin karmaşık, çok hassas bir karışımına müdahale etmek durumunda kalır. Geleneksel bir "felaketsiz" durumdaki mesleki işbirliğinde olduğu gibi, mimari tasarım, kentsel tasarım ve planlama işlerini yürütmek, umduğunuz kadar etkili olmayabilir ve söz konusu topluluk için işleri daha da kötüleştirebilir. Tez çalışması, afetlerin, benzersiz cevaplar gerektiren benzersiz zorluklar ortaya çıkarmakta olduğu gerçeği tartışılarak bitirilir.