Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Akdeniz Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Arkeoloji Anabilim Dalı

Antalya Kaleiçi Kesik Minare alanı'ndaki antik dönem kapıları

Ancient doorway elements in the Kesik Minaret in Kaleiçi, Antalya

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 250494 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Antik Dönem'de Attaleia'yı barındıran Antalya Kaleiçi, uygun iklimsel, stratejik ve ekonomik koşulları nedeniyle sürekli yerleşim görmüş, bu nedenle de kentin Antik Dönemi'ne ilişkin kalıntılar sınırlı sayıda korunabilmiştir. Dolayısıyla Attaleia kentinin ve daha öncesindeki yerleşimin kültürel, sosyal, ekonomik ve yapısal yönlerine yönelik bilgilerimiz oldukça azdır. Kentin, Hellenistik Dönem'de Bergama Kralı II. Attalos Philadelphos (İ.Ö. 158 ? 138) tarafından ?Attaleia? adı ile kurulmasının ardından kentin etrafı sur duvarlarıyla çevrilmiş; bu süreçte, bir balıkçı yerleşimi olan Korykos korunaklı bir limana sahip, bir liman kentine dönüştürülmüş ve Bergama donanması için önemli bir üs haline getirilmiştir. Kent, Pamphylia Bölgesi'nde bulunan diğer önemli kentlerin aksine Antik Dönem boyunca önemini korumuş, Roma ve Bizans Dönemleri'nden sonra Selçuklu, Osmanlı Dönemi'nde de önemini yitirmemiştir. Kentin geçmişine ilişkin veriler içinde; Antik Dönem boyunca ve Geç Antik Dönem ve sonrasında onarımlar görmüş olan kent surları, Hadrian Takı, Hıdırlık Kulesi, Kesik Minare, Yivli Minare alanı ile bir kaç medrese halen gözlemlenebilmektedir.Kentteki sürekli yerleşimden dolayı yapısal çehresi hemen her farklı kültür döneminde değişmiş, özellikle Antik Dönem'in nitelikli malzemeden yapılan birçok mimari elemanı ve donanımı hemen her yapıya uyarlanabilmeleri devşirme malzeme olarak kullanılmışlardır. Örneğin, Kaleiçi'nde bulunan sur duvarları çeşitli dönemlerde onarımlar ve eklemeler görmüş, Antik Dönem'e ait birçok yapı ve donanım elemanı (söve, lento, sütun, sütun başlığı, duvar ve arşitrav blokları vs.) bu onarımlar ve eklemeler sırasında kentin sur duvarlarında kullanılmışlardır. Kentin Antik Dönem'den sonra dinsel yapısının değişmesi ve kısmen Kesik Minare alanı içinde korunan agora içerisine bir kilisenin inşa edilmesi ile, sur duvarlarında olduğu gibi bu alanda da her türlü devşirme malzemenin kullanılması söz konusudur. Devşirme malzeme olarak kullanılmış olan mimari elemanların birçoğu özgün işlevini yitirirken, nitelikli malzemeden yapılmış olan ve herhangi bir dinsel bezeme içermeyen kapılar, sağlam malzemeden yapılmaları ve aynı amaca hizmet etmeleriyle özgün işlevlerini korumuşlardır.Kentin Antik Dönem'inin Kesik Minare içerisinde kullanılan anıtsal kapıları ilk olarak K. G. von Lanckoronski tarafından ve kısmen ele alınmış, sadece güney yan nef kapısının çizimi yapılarak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasındaki araştırmalarda herhangi bir detaylı çalışmanın yapılmadığı bu kapılar, örneğin R. M. Reifstahl, B. Aran, K. Turfan, M. H. Ballance ve G. Kaymak tarafından sadece değinilerek ya da kısa tanımlamalarla geçiştirilmiştir.Gri damarlı beyaz Prokonesos mermerinden özenle yapılmış olan kapılar, Kesik Minare'nin en nitelikli malzemesini oluşturmakta ve tümü İon kapı tipini yansıtmaktadırlar. Bazıları günümüze sağlam olarak ulaşmış olan kapıların detaylı tanımları ile teknik, bezeksel, tipolojik ve stilistik incelemeleri yapılmıştır. Osmanlı Dönemi ve sonrasındaki tahribatlar nedeniyle bazıları yıkılan kapıların alan içerisindeki dağınık parçaları çizimleri de yapılarak incelenmiş ve bunların günümüzde özgün yerlerinde çok az bir bölümü korunan ya da çerçevelerine ilişkin hiçbir iz bulunmayan kapılardan hangisine ait olabilecekleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu incelmemelerin ardından, yok olan kent dokusu içerisinde hangi yapılara ait olabilecekleri, diğer kentlerde yer alan bu tür anıtsal kapılara sahip tak, propylon, tapınak, tiyatro gibi çeşitli mimari yapı incelenerek belirlenmeye çalışılmış; kapıların kentin Antoninler Dönemi dinsel yapılarından kaynaklanmış olma olasılığının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Summary:

Antalya Kaleiçi, where Attaleia was during Ancient Period, constantly inhabited due to its favorable climatic, strategic and economic conditions. Hence, little from Ancient Period has been protected. Thus, we know very little about cultural, social, economic and structural qualities of Attaleia and of previous settlements in the same area. The city walls erected after its foundation as Attaleia by the King of Bergama II. Attalos Philadelphos (B.C. 158-138) during Hellenistic Period. At the same time, Korykos, a fishermen settlement, transformed to a city with a protected harbor and became an important base for the navy of Bergama. Unlike other important cities in Pamphylia Region, Attaleia maintained its importance throughout Ancient Period and even during the times of Romans, Byzantines, Seljuks and Ottomans. Among the data about the history of city; the city walls, which were repaired several times during and after Ancient Period and Late Ancient Period, Attaleia Hadrianic Gate, Hıdırlık Tower, Kesik Minaret, Yivli Minaret and a few madrasas are still observable.Since there were always settlements in the city, its structural appearance changed during every different cultural period. Especially Ancient Period?s many architectural elements and equipments were used as spolia materials because they could be customized to almost every structure. For example, the city walls in Kaleiçi were repaired and extended at different periods. Many structures and equipments of Ancient Period (e.g. doorjamb, lintel, columns, capital, wall and architrave blocks) used in these works of reparations and extensions. In addition, after Ancient Period the religious formation of the city changed and a church constructed in partially protected agora in the area of Kesik Minaret. Hence, spolia materials were used in this area, too, like city walls. Although architectural elements used as spolia materials lost their function, architectural elements and doors that do not have religious decorations maintained their functions because they were made with durable materials and served the same function.The monumental doors of Ancient Period used in Kesik Minaret were first examined by K. G. von Lanckoronski. This was a partial examination, though. Only south side nave door was drawn and a general examination was made. There are no detailed studies on these doors afterwards either. For instance, they were merely mentioned or briefly defined in the works of B.Aran , K. Turfan, R. M. Reifstahl, M. H. Ballance and G. Kaymak.Made with care gray veined white marble doors are the most qualified materials of Kesik Minare and all reflect the Ion type of doors. The detailed definitions and technical, ornamentical, typological and stylistic examinations of the doors, some of which remained until, today, made. The dispersed broken parts of the doors, due to damages done during and after Ottoman Period, in the area were analyzed by drawing them, and tried to match them with doors either that are not well protected in their original setting or that we know nothing about their frames. After these investigations, attempts were made to match them with structures in the disappeared city configuration by examining similar monumental doors used in the architectural structures such as gate, propylon, temple, theatre in other cities. It is concluded that these doors are most probably from religious structures from Antonine Period of the city.