Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Kocaeli Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Sahne Sanatları Anasanat Dalı / Dramatik Sanatlar Bilim Dalı

Cumhuriyet Dönemi oyun yazarlığında gerçekçilik

Realism in game writing in The Republican Period

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 598050 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Gerçekçilik düşüncesi sanatın başlangıcından bu yana tartışılmış, üzerine düşünülmüş ve sanat kuramlarının ana sorunsallarından biri olmuştur. Yansıtma kuramına göre çağlar boyunca gerçekliğin yansıtılması sanatın ana kaynağıdır. Aristoteles'in Mimesis kavramıyla oluşturduğu tragedya düşüncesinin içindeki gerçeğe uygun olma ve inandırıcı olma düşüncesi çağlar boyunca geliştirilerek sürdürülmüştür. Estetik felsefesinin ana kaynaklarından biri olmuştur. Estetik düşüncede ve felsefede gerçeklik anlayışı sorgulanmış, farklı düşünceler geliştirilmiştir. Bütün farklı düşüncelere karşın gerçekçilik tutumu sanatların kaynağında her zaman yerini korumuştur. Dünya tiyatrosu tarihi boyunca bütün tiyatro kuramları gerçeklik düşüncesini, dış yaşamla olan bağlarını, insanın çevresiyle etkileşimini ve iç dünyasında yaşadıklarını ele almıştır. Tiyatro yaşamın içinde yer alır, yaşamla bağı çok güçlüdür. Çünkü malzemesi yaşamın kendisidir, anlatım aracı da insandır. Gerçekçilik çağlar boyunca bir tutum olarak sanatın, özelde tiyatronun içinde yer alır. Değişen koşullarla ve gelişen bilim, düşün dünyasının etkisiyle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekçiliğin bir yöntem olmaya başladığını, bir sanat akımı olarak bütün dünya sanatını etkisi altına aldığını görüyoruz. Gerçekçilik akımını gerçekçilik tutumundan ayıran özelliklerin tespit edilip dünya tiyatrosuna etkilerinin gözden geçirilmesi yol gösterici olacaktır. Klasik gerçekçilik akımı dünya tiyatrosunda derin izler bırakacak ve modernizm anlayışının başlangıcı olacaktır. 20. yüzyılın başında ise gerçekçilik anlayışı toplumsal bakışı öncelemeye başlayacak ve toplumcu gerçekçilik yöntemi oluşturulacaktır. Tiyatromuzun tarihsel gelişimine baktığımızda Tanzimat'la birlikte tanıştığımız Batılı anlamda tiyatronun ilk yıllarında gerçekçilik anlayışı fazla yer bulamaz. Daha çok Fransız romantizminin ve melodramların etkisinde oyunlar yazılacaktır. Meşrutiyet sonrasında ise gerçekçilik, daha doğru bir deyişle doğalcılık düşüncesi tartışmaya açılmıştır. Gerçekçi tutumdan yöntem olarak gerçekçiliğe geçişte ilk denemelerin Meşrutiyet'te yapıldığını görürüz. Cumhuriyet'le birlikte iki farklı yönelişten söz etmek mümkündür. Cumhuriyet'in ilk yıllarında görevci bir anlayışla daha romantik bir söylemi kullanan, devrimci romantizm diyebileceğimiz yöntemin kullanıldığı oyunlar yazılır. Diğer yandan ise gerçekçiliğin bir yöntem olarak oyun yazarlığımızda kendini var etmeye başladığını görürüz. Cumhuriyet sonrası tiyatromuzda gerçekçiliğin başat anlayış olduğunu ve uzun yıllar yerini koruyacağını söyleyebiliriz. 1950'li yıllarda gerçekçiliğin geliştiğini, farklı bakış açılarıyla oyun yazarlığımızı zenginleştirdiğini görüyoruz. 1960'lı yıllarda 'ulusal tiyatro' kavramı çerçevesinde yapılan tartışmalar gerçekçiliğe bakışı değiştirse de baskın anlayış olamaz, ama gerçekçiliğin tiyatromuzdaki ağırlığını sorgulatmayı başaracaktır. Buna karşın 60'lı yıllar toplumcu gerçekçi anlayışın tiyatromuza, hatta bütün bir yazın dünyamıza egemen olacaktır. Ulusal tiyatro düşüncesini savunan yazarların da, epik tiyatro düşüncesini savunan yazarların da gerçekçiliği kullanacak, toplumcu gerçekçiliğe açılacaklardır. 1970'lerde tiyatromuz siyasal bakışı önceleyen toplumcu gerçekçi yazın anlayışının egemenliğindedir. 1980'lerden sonra suskunlaşan ya da suskunlaştırılan toplumcu gerçekçilik gücünü yitirir. 2000'li yıllara kadar tiyatromuzda etkisinin çok düşük seviyede olduğunu söyleyebiliriz. 2000'li yıllardan sonra ise gerçekçi düşüncenin yeniden öne çıkmaya başladığını, özellikle toplumsal sorunların oyunlarda sıkça yer almaya başladığını gözlemleyebiliriz. Klasik gerçekçi biçimin yerine farklı biçimsel denemelere girişilse de, gerçekçi tutumun yeniden öne çıktığını söyleyebiliriz. Batılı anlamda oyun yazarlığımızın gerçekçilik akımının özellikleriyle uyumlu olup olmadığı Cumhuriyet sonrası oyun yazarlığımızın tarihsel süreci ele alınarak incelenecektir. Tarihsel sürecin izi sürülerek oluşturulan çalışmamız gerçekçiliğin tiyatromuzdaki gelişim seyrini ortaya koymaya çalışacaktır. Gelişim çizgisinin sonunda bugünün oyun yazarlığındaki yeni gerçekçi bakışa da dikkat çekilecektir.

Summary:

Since the beginning of art discussed the idea of realism, thought out and has been one of the main problem of art theory. According to the theory of reflection through the ages is the main source of art to reflect reality. Aristotle's Mimesis in the idea of tragedy created with the concept of authentic and convincing idea of being developed throughout the ages. The aesthetic philosophy has been one of the main sources. The aesthetic understanding of the thoughts and philosophy is queried, developed different thoughts. Although all the different ideas of realism in art of the attitude of the source remained there all the time. Throughout the history of World Theatre, all theatre theories have dealt with the idea of reality, its connections with external life, its interaction with the environment of Man, and its experiences in the inner world. Theatre is a place in life, its connection to life is very strong. Because the material is life itself, and the medium of expression is human. Realism takes place in art as an attitude throughout the ages, especially in theatre. With the changing conditions and the emerging science, the impact of the world of thought 19. after the second half of the century, realism began to become a method, and as an art movement, it influenced the whole world's art. Determining the characteristics that distinguish the current of realism from the attitude of realism and reviewing its effects on World Theatre will be a guide. The current of classical realism will leave deep traces in the world theatre and will be the beginning of the conception of modernism. 20. at the beginning of the century, the concept of realism will begin to take precedence over the social view and the method of social realism will be established. When we look at the historical development of our theatre, the understanding of realism does not find much place in the early years of the theatre in the Western sense that we met with Tanzimat. Plays influenced mostly by French romanticism and melodramas will be written. After the constitutional monarchy, the idea of realism and, more accurately, naturalism was debated. In the transition from realistic attitude to realism as a method, we see that the first attempts were made in Meşrutiyet. It is possible to talk about two different trends with the Republic. In the early years of the Republic, games are written that use a more romantic discourse with a duty-oriented approach, using the method that we can call Revolutionary Romance. On the other hand, we see that realism, as a method, begins to exist in our playwriting. In our post-Republic theatre, we can say that realism is the dominant understanding and will hold its place for many years. We see realism flourishing in the 1950s, enriching our playwriting with different perspectives. Although the debates in the 1960s within the framework of the concept of 'National Theatre' may change the view of realism, it cannot be the dominant understanding, but it will succeed in questioning the weight of realism in our theatre. On the other hand, the 60s will be dominated by a socialist realistic approach to our theatre, even our world for an entire summer. Writers who defend the idea of National Theatre and writers who defend the idea of epic theatre will also use realism and open up to social realism. In the 1970s, our theatre was dominated by the socialist sense of realistic literature that prioritized the political view. Social realism, reticent or reticent after the 1980s, loses its power. Until the 2000s, we can say that the effect of our theater is very low. After the 2000s, we can observe that realistic thinking has started to come forward again, and especially social problems have started to take place frequently in the games. Although different formal attempts were made to replace the classical realistic form, we can say that the realistic attitude has come to the fore again. The historical process of our post-Republic playwriting will be examined whether or not our playwriting is compatible with the characteristics of the current of realism in the Western sense. Our work, created by tracing the historical process, will attempt to reveal the course of development of realism in our theatre. At the end of the line of development, attention will also be drawn to the new realistic look in today's playwriting.