Tez Arşivi

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Ankara Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü

Kanun hükmünde kararname, demokratik ilkelerde yıpratıcı etkileri ve 1982 Anayasası düzenlenesi (yapısal olarak)

Law-making ordinance (structurally), spoiling affects on democratic principles and the regulation of the 1982 constitution

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 51535 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

ÖZET Tezimizin konusu olan "kanun hükmünde kararname" kurumu Türk Anayasal sistemine, güçlü yürütme arayışının bir ifadesi olan 12 Mart dönemi Anayasa değişiklikleriyle (20.9.1971 tarih ve 1488 sayılı Kanun) girmiştir. Güçlü yürütme anlayışının, geleneksel yasama-yürütme dengesinden kopuşa kadar vardırıldığı 1982 Anayasasında da aynı kurum daha genişletilip, daha etkinleştirilip düzenlenmiştir. 1980 sonrası yoğun uygulamasıyla kanun hükmünde kararname ciddi bir "norm koyma sorunsalı" yaratmıştır. Sayıca kabarıklığına, Anayasa Mahkemesi'nin seri iptal kararlarının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi denetiminin yarattığı sorunlar da eklenince, hukuk sisteminin rasyonelliği, nesnelliği, bilinebilirliği ve ulaşılabilirliği ciddi sarsıntıya uğramıştır. Daha önemlisi, diğer bütün nedenlere ek olarak yasama görevinde bu denli işlevsizleştiği için Türkiye Büyük Millet Meclisi ciddi bir meşruiyet bunalımı içindedir. Biçimsel ölçüte göre yürütme işleminin niteliği kanun çerçevesinde tanımlanır. Kanun hükmünde kararnamenin, yasa ile arasında bir derece farkı mevcut değildir. Kanun hükmünde kararname, yasaları değiştirebilme gücü yasayla arasındaki derece farkını ortadan kaldırdığından yürütme organının düzenleyici işlemi olarak kabul edilemez. Kanun hükmünde kararnamenin maddi ölçüte göre yasa niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Bu noktada biçimsel ölçütün işlemi yapan organa verdiği önem farklı bir vurguyla devreye girmektedir. Kanımca, işlemlerin nitelenmesinde yalnızca maddi ölçüt kullanılarak yapılan saptama eksik kalacaktır; zira, özellikle yasa bakımından, işlemin niteliği ile işlemi yapan organ arasında önemli bir bağ mevcuttur. Bu noktada biçimsel ölçütün işlemi yapan organa verdiği önem farklı bir vurguyla devreye girmektedir. Demokratik sistemde yasa, temsilin ürünü olmalıdır (biçimsel unsur). Bunun dışındaki durumlar, yasama yetkisinin demokratik olmayan biçimde kullanılmasıdır. Kanun hükmünde kararname yasa olarak nitelenince Anayasa'nın 7.maddesinin "Yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez" kuralının değerlendirilmesi sorunu doğmaktadır. Anayasa'nın yeni bir işlev paylaştırması sözkonusudur. Yasama fonksiyonu meclis ile yürütme organı arasında birliktelik yaratacak şekilde düzenlenmiştir. Kanun hükmünde kararname nitelik olarak "birlikte yasama"dır. 1982 Anayasası'nda "yasama organı" adeta ikileşmiştir. Bu bağlamda, yürütme organının KHK koyma faaliyetini yasa koyma olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Kanun hükmünde kararnameler bakımından, Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliği kuralının ihlali, 91, 121 ve 122. maddelerdeki konu sınırlamalarına uyulmadan yetki verilmesi ve yetki kullanılması durumuyla yetki verilmesi mümkün olmayan makamlara yetki verilmesi veya yetkinin yetki kullanması mümkün olmayan kişilerce kullanılması durumunda sözkonusu olacaktır.

Summary:

ABSTRACT The amendments of the 1961 Constitution, made on 20 September 1971 after the 12 March Military Intervention, having given the executive body legislative power, changed the cardinal principle that is the legislative power is exercised exclusively by the parliament. The new institution is called "law making ordinance". The 1982 Constitution, in line with its principal aim of strengthening the executive authority, regulates the same institution differently and broadly. Under the article 91 of the Constitution, Turkish Grand National Assembly may empower the executive body by an enabling act defining the purpose, scope, principles and period of the power of the law-making ordinances. In contrast to the 1961 Constitution, the enabling act does not have to specify which of the existing legislation can be amended or repealed.The 1982 Constitution also regulates on new type of law-making ordinance which is issued in extraordinary periods (during periods of martial law and state of emergency). Extraordinary law-making ordinances do not require an enabling act. Unlike ordinary law making ordinance they are not bound by the subject districtions of the 1982 Constitution's law-making ordinance regulation. Law-making ordinances are subjected to control by Parliament and with exception of extraordinary law making ordinances are subjected to control by Constitutional Court. In democratic theory parliament ought to retain in its own hands the power and duty to enact the laws affecting the state and its peoples. In a democratic system law must be the product of the representation of citizens. To act against will be the undemocratic use of legislative power. In the 1982 Constitution the law-making ordinance having the nature of law can be qualified a new form of exercising of legislative power. The constitution shares the function, associates the parliament and executive body on the exercising of legislative power. The legislative body is almost doubled in the1982 Constitution. The law-making ordinance practice can be qualified as "co- legislation". Therefore, for the law-making ordinance practice, the article 7 of the Constitution which expressly prohibits the Turkish Grand National Assembly to delegate the legislative power shall be understood that this provision prohibits the use of power contrary to the new legislative scheme.