Tez Arşivi

Hakkımızda

Tez aramanızı kolaylaştıracak arama motoru. Yazar, danışman, başlık ve özete göre tezleri arayabilirsiniz.


Sağlık Bilimleri Üniversitesi / İzmir Dr.Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı

KHDAK nedeniyle onkolojik tedavi sonrası anatomik akciğer rezeksiyonu sonuçları

Results of anatomic lung resection after oncological treatment for NSCLC

Teze Git (tez.yok.gov.tr)

Bu tezin tam metni bu sitede bulunmamaktadır. Teze erişmek için tıklayın. Eğer tez bulunamazsa, YÖK Tez Merkezi tarama bölümünde 503836 tez numarasıyla arayabilirsiniz.

Özet:

Giriş ve Amaç: Lokal ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde, sadece cerrahi tedavi ile sağlanan sağkalım oranları maalesef beklenenden düşüktür. Cerrahinin de içinde olduğu multimodal tedaviler ile sağkalım oranlarının yükseltilebileceği düşünülmektedir. Çalışmada lokal ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri nedeniyle onkolojik tedavi sonrası cerrahi rezeksiyon uygulanan hastalarda, cerrahi tedavi sonuçlarının analizi amaçlanmıştır. Materyal-Metod: Ocak 2010 ile Aralık 2015 tarihleri arasında hastanemiz 1. Göğüs cerrahisi kliniğinde lokal ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri nedeniyle neoadjuvan kemoterapi ve/veya radyoterapi sonrası lobektomi veya pnömonektomi ile birlikte lenf bezi diseksiyonu uygulanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalar onkolojik tedavi endikasyonuna göre T veya N2 hastalık nedeniyle tedavi alanlar olarak iki gruba ayrıldı. Hastaların demografik, cerrahi ve patolojik özelliklerinin postoperatif komplikasyon, mortalite, nüks, hastalıksız sağkalım ve genel sağkalım üzerine etkileri analiz edildi. Bulgular: Yaş ortalaması 57,7±16,97 (35-77 arası) olan 142'si erkek,12'si kadın topam 154 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların 96'sı T nedeni ile 58'i ise N2 nedeni ile indüksiyon tedavisi almıştı. Hastaların 41'ine pnömonektomi, 18'i bronşial sleeve olmak üzere 113'üne ise lobektomi yapılmıştı. Histopatolojik sonuçları ise en sık raporlanan 96 hasta ile skuamöz hücreli karsinom idi. T nedeni ile indüksiyon tedavisi alan 15, N2 nedenli ise dört hasta olmak üzere toplam 19 hastanda indüksiyon tedavisine tam yanıt mevcuttu. T nedeni ile indüksiyon tedavisi alan iki, N2 nedenli iki olmak üzere toplam dört (%2,6) hastada operatif mortalite görüldü. Hastaların 67'sinde postoperatif komplikasyon görülmüş olup bunların 43'ü T nedeni ile indüksiyon tedavisi alan grup iken; 24'ü ise N2 nedenli grup idi. T nedeni ile indüksiyon tedavisi alan % 13,5; N2 nedenli grupta ise %48,3 hastada mediastinal lenf nodu metastazı saptandı ve iki grup arasında istatistiksel anlamlı farklılık mevcuttu. Hastaların ortalama 37,7±23,3 (0,1-88,7) aylık takiplerinde 82 hastada nüks veya metastaz saptandı ve bunun 47'si T nedenli; 35'i ise N2 nedenli gruptaki hastalar idi. Hastaların 5 yıllık hastalıksız sağkalım oranı %41,1 olarak hesaplandı. İndüksiyon tedavisini T nedeni ile alanlarda %43,2, N2 nedeni ile alanlarda ise %38,4 oranında 5 yıllık hastalıksız sağkalım saptanmasına rağmen iki grup arasında istatistiksel anlamlı farklılık yoktu. Hastaların 5 yıllık genel sağkalım oranı ise %43,1 olarak hesaplandı. T nedeni ile tedavi alanlarda %46,1; N2 nedeni ile tedavi alanlarda %38 oranında 5 yıllık sağkalım mevcuttu ve her iki grup arasında istatistiksel anlamlı bir farklılık yoktu. Sonuç: İndüksiyon tedavisi sonrası histopatolojik tam yanıt elde edilenlerde istatistiksel anlamlı olarak çok daha iyi hastalıksız ve genel sağkalım oranları elde edildiği saptandı. Postoperatif lenf nodu metastazı varlığının, lokalizasyondan bağımsız olarak (N1 veya N2), operatif mortalite ve postoperatif komplikasyona istatistiksel olarak anlamlı etkisi görülmedi (sırası ile P=0,38 ve 0,44). Ancak, nüks ya da metastaz oranını istatististiksel olarak anlamlı derecede yükselttiği saptandı (p=0,01). Hastalıksız ve genel sağkalım oranı da paralel olarak azalmıştı (p değeri her ikisi içinde 0,0001). Bu veriler ışığında, N2 nedeniyle indüksiyon tedavisi alan hastalarda daha fazla oranda mediastinal invaziv evreleme yapılarak daha iyi hastalıksız sağkalım ve genel sağkalım verileri elde edilebilir kanısına ulaşmak mümkündür.

Summary:

Introduction and Purpose: In locally advanced non-small cell lung cancer, survival rates achieved only with surgical treatment are unfortunately lower than expected. It is believed that survival rates can be raised by multimodal therapies including surgery. The purpose of the study is to analyse the results of surgical treatment in patients who underwent surgical resection after oncological treatment due to locally advanced non-small cell lung cancer. Material-Method: The patients who underwent lymph node dissection along with lobectomy or pneumonectomy after neoadjuvant chemotherapy and/or radiotherapy due to locally advanced non-small cell lung cancer in the department of thoracic surgery in our hospital between January 2010 and December 2015 were included in the study. The patients were divided into two groups according to oncological treatment indication: patients treated due to T disease and due to N2 disease. The effects of demographic, surgical and pathological features of the patients on postoperative complications, mortality, recurrence, disease-free survival and overall survival were analysed. Results: 154 patients were included in the study; 142 of those were men, 12 were women, and the mean age was 57.7±16.97 (between 35 and 77). Ninety-six patients received induction therapy due to T disease, and 58 patients due to N2 disease. Pneumonectomy was performed on 41 patients, and lobectomy was performed on 113 patients, 18 of whom underwent bronchial sleeve. The histopathological results were mostly squamous cell carcinoma with 96 patients. Complete response to induction therapy was achieved in 19 patients in total; 15 patients with T, and 4 patients with N2. Operative mortality was observed in 4 (2.6%) patients in total; 2 patients with T, and 2 patients with N2. Sixty-seven patients had postoperative complication; 43 patients with T, and 24 patients with N2. Mediastinal lymph node metastasis was detected in 13.5% of the group of T patients and in 48.3% of the group of N2 patients, and there was a statistically significant difference between the two groups. In the mean follow-up period of 37.7±23.3 (0.1-88.7) months, 82 patients had recurrence or metastasis; 47 of those were T patients, and 35 were N2 patients. Five-year disease-free survival rate of the patients was found to be 41,1%. Although 5-year disease-free survival rate was 43.2% in the patients with T disease and 38.4% in the patients with N2 disease, there was no statistically significant difference between the two groups. Five-year overall survival rate was 43.1%. Five-year survival rate was 46.1% in T patients and 38% in N2 patients, and there was no statistically significant difference between the two groups. Conclusion: It was found out that the patients who achieved histopathologic complete response following induction therapy had statistically significantly better disease-free and overall survival rates. There was no statistically significant effect of postoperative lymph node metastasis on operative mortality and postoperative complications independently of localization (N1 or N2) (respectively P=0.38 and 0.44). However, it increased the rate of recurrence or metastasis statistically significantly (p=0.01). The disease-free and overall survival rate also decreased in parallel (p value for both 0.0001). It is deducible in the light of this information that patients undergoing induction therapy due to N2 can achieve better disease-free survival and overall survival by further mediastinal invasive staging.